Cumartesi , Haziran 25 2022
Anasayfa / Makaleler / POST MODERN “GEZİ” SEVDALILARINA TAVSİYEMDİR…

POST MODERN “GEZİ” SEVDALILARINA TAVSİYEMDİR…

(Article 124-01.01.2017)

Gezi Olayları sürecinde olduğu gibi derinden bir hareketlenme olduğu bazı kişilerce ileri sürülüyor. Gezi Olaylarını unutanlar olabilir. Hatırlatmakta fayda var.

Gezi Olayları, esas itibarıyla Batılıların Türkiye içindeki işbirlikçilerine, ajanlarına, uyuyan hücrelerine ve bunların peşinden giden bir avuç çapulcu ve vatan hainine verdikleri “isyan” emriydi.

Taksim Gezi Olaylarına katılan ve attıkları twitlerle halkı kışkırtıp Türkiye’de iç savaş çığırtkanlığı yapan sanatçı, bankacı, işadamı, gazeteci, medya patronu ve onların yurtdışı destekçilerinin, kasıla kasıla dolaşmalarını ve televizyon ekranlarından tehditler savurmalarını hiç kimse unutamaz. Taksim Gezi Olaylarına katılıp kendilerini “Çapulcu” ilan edenlerin, hükümeti devirmeye yönelik çabaları ve pişkin tavırları halen hafızalarımızda.

Gezi Parkı protestoları, 27 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul’da başlayan ve diğer illere de yayılan AK Parti karşıtı protestolar olarak tarihteki yerini aldı. Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, 28 Mayıs 2013’de Gezi Parkı’nın bir duvarının yıkılması ve bazı ağaçların kesilmesi üzerine önce oturma eylemleri başladı, ardından geniş bir protesto hareketine dönüştü. Eylemler ilk başta Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere ardından Türkiye’nin diğer illerine yayıldı.

Gezi Parkı olaylarının ilerleyen günlerinde protestoların yanı sıra, polisle çatışma, kamu malına zarar, yol kapatma, kundaklama gibi eylemlerde yaşandı. İçişleri Bakanlığı’nın 23 Haziran’da yaptığı açıklamaya göre Bayburt ve Bingöl hariç 79 ilde düzenlenen eylemlere toplamda 2,5 milyon kişi katıldı.

27 Mayıs 2013, Gezi Olaylarının başladığı tarih oldu. Birkaç haftalık süreçte 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini hatırlatan gelişmeler yaşandı. Halkın oylarıyla işbaşına gelen hükümet, tıpkı 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesinde olduğu gibi sokak hareketleriyle baskı altına alınıp devrilmek istendi. Göstericiler, orduyu darbeye davet etti.

Özel yazılımlar yoluyla birbiri peşi sıra açılan yüzbinlerce sahte “Twitter” hesabı üzerinden, farklı görüşlerdeki kitleler olayların içine çekildi. Yalan haberler sadece sosyal medya katılımcılarınca değil, Merkez Medya ve FETÖ Medyası olarak bilinen yerel ve yabancı medya gruplarınca “flaş haber” şeklinde servis edildi.

Montajlanmış sahte resimlerle insanlar kandırıldı. Sanatçı Memet Ali Alabora’nın kitleleri olaylara katılmaya çağırdığı; “Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı” mesajı, olayların çevre duyarlılığından çok, hükümeti devirmeye yönelik bir eylem olduğunu ortaya koydu. Garanti Bankası’nın en üst yetkilisi açıkça protestoculardan yana tavır aldı. Cem Boyner “Ben de çapulcuyum” diyerek onlara destek verdi.

6 Haziran 2013’de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından kabul edilen “Taksim Dayanışması” üyelerinin, bu görüşmede dile getirdiği talepler hiçbir zaman unutulmadı ve olayların aslında kimler tarafından planlanıp, kimlere hizmet ettiğini ortaya koydu. Platform üyeleri;

  • Gezi Parkı‘nın park olarak kalmasını,
  • Topçu Kışlasının yapılmamasını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklama yapılmasını,
  • Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
  • Gezi eylemlerine müdahale eden tüm sorumlular ile İstanbul, Ankara ve Hatay il Valileri ile Emniyet Müdürlerinin görevden alınmasını,
  • Gaz bombası kullanımının yasaklanmasını,
  • Direnişe katıldığı için gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılmasını ve haklarında hiçbir soruşturma açılmamasını,
  • Taksim ve Kızılay meydanları başta olmak üzere Türkiye‘deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini, istiyorlardı.

Gezi’nin baş aktörlerinden TMMOB Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman ise esas bombayı patlatıyor ve isteklerini şu şekilde sıralıyordu;

  • Üçüncü Boğaziçi Köprüsü yapılmayacak,
  • Üçüncü İstanbul Havaalanı yapılmayacak,
  • Kanal İstanbul Projesi yapılmayacak,
  • Hidro elektrik santrali inşaatları durdurulacak.

Gezi eylemlerinin esas amacı, işte bu isteklerden sonra daha iyi anlaşıldı. Türkiye’nin bölgesel güç olması engellenmek isteniliyordu.

AK Parti’nin dış politikasından rahatsızlık duyan Suriye ve İran gibi ülkelerin yanı sıra ABD ve Avrupa ülkeleri de Gezi Olaylarında açık tutum aldı. Claudia Roth başta olmak üzere bazı Avrupalı parlamenterler Gezi Olaylarına Taksim’de bizzat katıldı. Hemen her ilde tencere tava çalma eylemleri başlatıldı.

ABD televizyon kanalı CNN, Gezi Olaylarına tepki amaçlı düzenlenen ve milyonların destek verdiği AK Parti mitinglerini bile, sanki hükümet karşıtı eylemlermiş gibi gösterecek kadar çılgınlaştı. CNN’in yalan haberciliği Gezi’nin simgelerinden biri haline geldi.

CHP’ye yakınlığı ile bilinen Halk TV, İşçi Partisi’ne yakınlığı ile bilinen Ulusal Kanal, Alevi kesimlere yakınlığı ile bilinen CEM TV eylemler boyunca yer yer canlı yayınlarla, program ve marşlarla eylemleri günler boyu destekledi.

3 Haziran’da Bloomberg HT ekranlarında yayınlanan ve sunuculuğunu Ali İhsan Varol’un yaptığı “Kelime Oyunu” yarışmasında, tüm sorular Gezi Parkı eylemlerinde kullanılan gaz bombası ve medyanın sansürüne uğrayan sözcüklerden oluştu.

Duman adlı müzik grubu protestolara destek için “Eyvallah” adında bir şarkı bestelerken, Demir Sert, 31 Mayıs sabah beşte Gezi Parkı’nda yaşadıklarını anlattığı “Bu Gaz Bi Harika Dostum” isimli şarkıyla protestoculara destek verdi.

Boğaziçi Caz Korosu, “Çapulcu musun Vay Vay” adındaki şarkıyı yaparken, Kardeş Türküler, Başbakan’ın sözlerinden ilhamla “Tencere tava hep aynı hava” şarkısını besteledi.

Oğuzhan Uğur, çapulcu ve ayyaş söylemini eleştiren “Birinci Vazife” adında bir şarkı yaptı. Marsis, Gezi Parkı olaylarında Başbakan’ın tutumunu “Oy Oy Recebum” adlı şarkıyla eleştirdi.

Müzisyen Fazıl Say, sahne aldığı konserde tencere çalarak olaylara destek verdi. Boyner Grubu adına Ümit Boyner, Herry markasının sahibi Selami Sarı, Silk & Cashmere markasının kurucusu ve CEO’su Ayşen Zamanpur gibi perakende grupları, Taksim Meydanı alışveriş merkezi inşa edilmesi durumunda burada yer kiralamayacaklarını açıkladı.

Can Bonomo, Demet Evgar, Ayşegül Aldinç, Gonca Vuslateri, Zülal Kalkandelen, Gürsel Tekin, Memet Ali Alabora, Okan Bayülgen, Şebnem Sönmez, Devrim Evin, Halit Ergenç ve eşi Bergüzar Korel, Cem Yılmaz ve Gülse Birsel protestolara destek verdiğini dile getirdi.

Şebnem Ferah, Tarkan, Sezen Aksu, futbolculardan Didier Drogba, Manuel Fernandes, Gökhan Gönül, Selçuk İnan, Salih Uçan, Burak Yılmaz, Juan Pablo Pino, Wesley Sneijder, Colin Kazım Richards, Yekta Kurtuluş, Dany Nounkeu, Sercan Yıldırım, Recep Niyaz, Felipe Melo, Ersan Gülüm, Tomas Ujfalusi ve Pascal Nouma eylemi desteklediklerini sosyal medya aracılığıyla duyurdu.

Mehmet Okur, Işıl Alben, Carlos Arroyo, Deron Williams, Jaka Lakovic, Josh Shipp, İbrahim Kutluay, İlkan Karaman, Jamon Gordon, Angel McCoughtry, Doğuş Balbay, Ufuk Sarıca, Cappie Pondexter, Eda Erdem ve Sinan Güler gibi basketbolcular da sosyal medyada konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Memet Ali Alabora, Ahmet Şık, Nasuh Mahruki, Okan Bayülgen, Erdal Beşikçioğlu, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Can Bonomo, Cem Adrian, Fazıl Say, Sezen Aksu, Levent Üzümcü, Nejat İşler, Duman, Hayko Cepkin gibi ünlü kişiler, sosyal medya üzerinden veya protesto eylemlerine bizzat katılmak suretiyle olaylara destek verdi. TV programı yapan Aslı Aydıntaşbaş ve Cüneyt Özdemir gibileri de unutmamak lâzım.

31 Mayıs 2013’te ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylardan “kaygı duyduklarını” açıkladı.

1 Haziran 2013’te ise Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Laura Lucas, barışçıl halk gösterilerinin demokratik ifadenin bir parçası olduğu belirtip “kamu otoritelerinin sorumlu ve itidalli davranmalarını bekliyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

Avrupa Komisyonu, orantısız güç kullanılmasını kınayan iki açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu, 13 Haziran 2013 tarihinde, İstanbul Gezi Parkı protestolarında polisin aşırı güç kullanmasını kınayan bir karar tasarını onayladı. Avrupa Parlamentosu aldığı kararda; şiddetten sorumlu polis memurlarının yargı önüne çıkarılmasını, gözaltındaki barışçıl protestocuların salıverilmesini ve kurbanlara tazminat ödenmesini istedi.

Suriye Enformasyon Bakanı Umran El Zubi, olayların sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı gösterdi ve diktatörce tutumundan dolayı istifaya davet etti. Uluslararası Af Örgütü 31 Mayıs 2013’de yayınladığı basın bildirisiyle olayları protesto etti.

Gezi olayları 23 Haziran’da tam anlamıyla bastırıldı. Başbakan Erdoğan’ı Tunus seyahati dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda karşılayan milyonlar, “yeter artık söz milletin!” diye kükreyince, çapulcuların tamamı kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp sokak ve meydanlardan çekildi.

15 Temmuz Darbesi’nde de meydanlara dökülen on milyonlarca insan, Gezi Olayları sırasında Başbakan olan Erdoğan’ın; “Türkiye’nin %50’sini evinde zor tutuyorum” dediği kişilerdi.

Bu millet;  silahlı darbecilere ve tanklara bile meydanı boş bırakmadı.  Dört tane “zübük çapulcuya” mı bırakacak?

Türkiye’deki terör olaylarını bahane ederek “Gezivari” eylemler planlayan çapulcular sürüsüne sesleniyorum; bu defa hiç kimse Reis’in çağrısını bile beklemeden sokağa iner ve sizi sopayla kovalar.

Ama ille de sokaklara dökülmek ve içinizdeki devrimci ruha kulak vermek istiyorsanız, “İşte hendek, işte deve!”.

DR.Mehmet Hakan Sağlam

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir