Cumartesi , Haziran 25 2022
Anasayfa / Makaleler / KIŞ KIŞLIĞINI PUŞT PUŞTLUĞUNU YAPAR…

KIŞ KIŞLIĞINI PUŞT PUŞTLUĞUNU YAPAR…

(Article 125-01.01.2017)

İyi dilek ve temennilerle yeni bir yıla girmiştik ki saat 01,20’de Ortaköy Reina gece kulübünde yaşanan terör eylemi, ülkemizi üzüntüye boğdu. Bir polis kardeşimiz şehit olurken, 15‘i yabancı uyruklu, 23’ü Türk vatandaşı olmak üzere toplam 39 kişi hayatını kaybetti.

Bu olay aklıma hemen Samanyolu TV’de geçmiş yıllarda yayınlanan “Nizama Adanmış Ruhlar” isimli dizinin 89 ve 90. bölümlerini aklıma getirdi. İşin ilginç tarafı 89. Bölüme konu resim sergisinde yabancı büyükelçiye düzenlenen suikast filminin Rus Büyükelçi Karlov cinayetinin birebir benzeri olması. Dizinin 90. bölümünde de Noel Baba kılığına girmiş bir kişinin bomba ve silah kullanarak eylem yaptığı görüldü. Tıpkı bu sabaha karşı Reina’da yaşanan katliam gibi!

Göreceksiniz bu eylemin arkasından da FETÖ çıkacak. Eylemi yapan kişi DAİŞ mensubu olabilir ama silah, istihbarat ve lojistik destek mutlaka FETÖ tarafından verilmiştir.

Katliam haberi alınır alınmaz dünyadan birbiri peşi sıra destek mesajları gelmeye başladı. İlk açıklama FETÖ liderini Pensilvanya’da ağırlayan, ona ev sahipliği yapan, maddi ve manevi destek veren, CIA tarafından koruyan ülkenin başkanı sıfatıyla Obama’dan geldi ve soruşturma için yardım teklifinde bulundu.

İkinci açıklama; DAİŞ terör örgütüne yönelik operasyonları durdurmak suretiyle Kuzey Suriye’de DAİŞ ile yapılan mücadele de Türk ordusunu yalnız bırakan, PKK, PYD, DHKP-C, DAİŞ ve diğer tüm terör örgütlerine silah desteği veren NATO genel sekreterinden geldi ve saldırıyı güya şiddetle kınadı!

Muhtemelen bugün diğer “ikiyüzlü” dünya liderleri de birbiri peşi sıra açıklamalarda bulunacak. PKK ve PYD’nin kurucusu ve baş destekçisi Almanya, ASALA, PKK ve DHKP-C’ye her türlü desteği verip onları kuran, koruyan ve besleyen Fransa, Özdemir Sabancı cinayetinin failleri olan DHKP-C’li teröristleri yıllardan beri ülkesinde koruyan Belçika ve İsveç gibi terör sevici ülkeler ve daha niceleri.

Ben bu ülkelerin tamamına artık; “Hadi oradan şerefsizler, sizin desteğiniz batsın” diyorum.

Şu aşamada sözüne güvenilir tek bir lider ve ülke varsa o da Rusya ve Putin’den başkası değildir. Gerisi hikâye…

Bu terör eylemi, istihbarat ve güvenlik anlamında köklü değişiklikler yapılmasının zamanının geldiğini ortaya koyuyor.

Maalesef istihbaratımız çökmüştür. İstihbarat yapımızın yeni baştan planlanması, teknik kapasitesinin arttırılması, adli filoloji ve adli teoloji konularına ağırlık verilmesi gerekiyor. Türkçe ve İngilizce bilen istihbarat elemanlarıyla bu coğrafyada varlığımızı sürdüremeyiz. Sami dillere hakim, Süryanice, İbranice, Arapça ve Farsça dillerini tüm diyalektikleri ile ana dili gibi konuşabilen istihbarat elemanları yetiştirmek zorundayız. Sünnilik ile Şafiliğin, Şiilik ile Aleviliğin, Protestanlık ile Katolikliğin farkını bilmeyen, Suriye Nusayriliğini Alevilik ile karıştıran ilahiyatçılar ve bilim adamlarıyla hiçbir başarı elde edemeyiz.

Anka Teknoloji Üniversitesi’ne geçen sene YÖK tarafından neden kontenjan verilmediğini bugün daha iyi anlıyorum. Adli Bilimler Fakültesi bünyesinde açılması planlanan Adli Teoloji, Adli Dil Bilimi, Adli Finans, Adli Ses Analizi, Adli Görüntü Analizi, Adli Psikoloji, Adli Sosyoloji, Adli Güvenlik, Adli İstihbarat, Adli Bilişim, Adli Biyoloji, Narko Terör, Terör ve Güvenlik Sosyolojisi gibi bölümlerde konunun uzmanları yetiştirilecekti. Ancak görünmeyen bir el bu üniversitenin önünü kesti ve geçen sene eğitime başlamasını engelledi. Bugün yaşanan olayları, geçmişte yapılan hatalarla ilişkilendiremezsek “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü tekrar be tekrar yaşarız.

FETÖ yapılanması, Türkiye’nin hemen her kurumunu sinsi bir virüs gibi ele geçirmiş durumda. Hiç umulmayan, hiç önemsenmeyen, dikkate alınmasına bile gerek duyulmayan devlet kurumlarında bu yapının elemanları mevcut. PTT’de görevli posta tebligat memurları içerisinde bile bu yapının elemanları bulunuyor. Kim kiminle yazışıyor? Kime nereden tebligatlar gelip gidiyor? Kimin kiminle ilişkisi var? tarzında bilgileri başka nasıl öğrenebilirsiniz ki.

Terörde mücadele konusunda ilk temizliği kendi evimizde yapmalıyız. Bu ülkede maalesef kendi devletine ihanet etmenin cezası yok. İlköğretim ve liseler başta olmak üzere üniversitelerde terör propagandası yapan on binlerce öğretmen ve akademisyen var. FETÖ mensubu eğitmenler sistemden temizlendi ancak PKK ve DHKP-C mensubu öğretmenler halen faaliyetlerine devam ediyor.

Eğitmenlerini örnek alan gençlerimizin, terör örgütlerine yönelmesi okullarda başlıyor. Terör örgütlerine açık veya kapalı destek veren tüm öğretmen ve akademisyenlerin, devlet memurluğuna son verilmesi, malına mülküne el konulması, kamu haklarından mahrum edilmesi gerekiyor.

Sadece okullar değil, birçok devlet kurumunda bu türden terör yandaşları kelimenin tam anlamıyla “fink” atıyor. Sağlık ve Maliye Bakanlıkları başta olmak üzere Ulaştırma, Çevre ve Şehircilik, Tarım bakanlıklarında sayılamayacak kadar çok DHKP-C ve PKK mensubu devlet memuru bulunuyor.

Türkiye’nin “terör” illetinden kurtulabilmesi için; Sayın Cumhurbaşkanı’nın birkaç hafta önce dile getirdiği “milli seferberlik” kavramını işte bu bağlamda yeniden tanımlamamız gerekiyor. Milli seferberlik, sadece eline silah alıp cepheye gitmekle olmuyor. “Kimleri, nerede, ne şekilde” vuracağı belli olmayan terör kavramını hayatımızdan çıkarmanın tek yolu; en yakınımız bile olsa terör üyelerini ve terör destekçilerini ihbar etmek.

Bu saldırılar Türkiye’nin terörle mücadelesine meşru bir zemin hazırlamıştır. Suriye’nin kuzeyinde sadece Fırat’ın batısı değil Fırat’ın doğusu da güvenlik kuşağı olarak tanımlanmalı, Lazkiye’den başlayıp tüm Kuzey Suriye’nin bütününü kapsayan ve hatta Irak’ın içinde Zaho, Sincar, Telafer ve Musul’u da içine alan geniş bir koridoru kontrol etmesinin zamanı gelmiştir.

Böyle bir şey olabilir mi? Tabi ki olur.

Tıpkı ulusal güvenlik amacıyla İsrail’in Golan Tepeleri’ni yıllardan beri tuttuğu gibi.

Dr. Mehmet Hakan Sağlam

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir