Cumartesi , Haziran 25 2022
Anasayfa / Makaleler / BİR ŞEYLER YANLIŞ GİDİYOR SAYIN CUMHURBAŞKANIM…

BİR ŞEYLER YANLIŞ GİDİYOR SAYIN CUMHURBAŞKANIM…

(Article 100-04.09.2016)

Bir darbe yaşadık ve darbeyle birlikte FETÖ mensuplarının devlet içerisine sızmış olduğunun farkına vardık. Sanki bu durumdan hiç kimsenin haberi yokmuş gibi, birilerinin sağa sola bakıp “Allah Allah! Fethullah Gülen mensupları devletin içine bu kadar iyi sızmayı nasıl başarmışlar ki?” diye hayıflanmalarına ve saflığa vurmalarına sadece gülüp geçiyorum.

Halbuki bundan yıllar ve yıllar önce Fethullah Gülen mensuplarının emniyet ve yargı sistemi içerisinde ciddi bir etkinliğinin olduğu, hatta ordu içine bile çok sayıda eleman yerleştirdikleri konuşulup duruyordu. “F Tipi Yapılanma” kavramı yargı mensupları arasında sıkça konuşuluyor, şu veya bu şekilde başı derde girenler bu gruba yakın avukat, savcı ve hakim arayışına girip problemini bir şekilde çözmeye çalışıyordu.

Bundan yaklaşık 7 yıl önce bir arkadaşım yanıma gelerek cep telefonumun altı aydır dinlendiğini söyledi. O sırada kime ait olduğunu bilmediğim ancak sonradan cemaate ait olduğunu öğrendiğim bir şirket aleyhine açılmış davada bilirkişi olarak görevlendirilmiştim. Bilirkişi raporunu cemaate ait şirket aleyhine yazınca başıma gelen iş kalmamıştı. Telefonuma dinleme emri veren kişi ise dün tutuklanan eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’dan başkası değildi. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildiğinde “bu tür bir yapılanmadan haberi dahi olmadığını” ileri süren bu zatı muhteremin verdiği ifadeye kargalar bile güler. Nitekim öyle de oldu ve tutuklandı. 17/25 Aralık 2013 Yargı ve Emniyet Darbesi sırasında emri altındaki kişilerin ne yaptığından habersiz olan bir emniyet müdürünün bu nedenle sorgulanmasından ve tutuklanmasından daha doğal bir şey olamaz. Eğer 17/25 Aralık 2013 Yargı ve Emniyet Darbesi başarılı olmuş olsaydı o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Başbakan’ın oğlu ve kızı, bazı bakanlar, milletvekilleri, müsteşarlar tutuklanacak ve hızlı bir yargılama neticesinde en iyi ihtimalle müebbet hapis cezasına çarptırılacaklardı. En iyi ihtimal diyorum ama belki böyle bir şeye gerek bile kalmaksızın gözaltında bulunan “Sabık Başbakan”ın hücresinde kendisini astığı veya kalp krizi geçirerek müteveffa olduğu medyaya servis edilecekti.

Bu tür senaryoların yaşanıp yaşanmayacağı hususunda hiç kimsenin artık zerre kadar şüphe duymasına gerek yok. Bu Cemaatin neler yapabileceğini 15 Temmuz 2016 Darbe Kalkışması sırasında ziyadesiyle gördük ve yaşadık. FETÖ mensubu asker kılıklı Haşhaşilerin F-16 ve helikopterlerle Boğaziçi Köprüsü’nde, Çengelköy’de, Genelkurmay Kavşağı’nda, Kazan’da, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde halkın üzerine nasıl acımasızca ateş açıp 241 vatansever insanımızı nasıl şehit ettiğini gözlerimizle gördük.

Darbenin bastırılmasından sonra ortaya çıkan bazı gerçekler, bu terörist yapılanmanın devlet kadrolarına nasıl sızdığını tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Şimdi birçok devlet kurumundan birbiri peşi sıra on binlerce kişi işten çıkartılıyor. Haklı haksız hiç kimsenin kontrol ettiği yok. Bundan önceki yazılarımda da sık sık dile getirdim. Ben bu listelere asla inanmıyorum ve güvenmiyorum. Bu listeleri kim ve kimler nasıl hazırladı ona bakmak lazım. Eğer bu listeler MİT ve EMNİYET İSTİHBARAT tarafından hazırlanmışsa ki öyle olmuş, lütfen bu listeleri tekrar be tekrar bir daha gözden geçirin. Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın darbe sonrasında yaptığı açıklama çok önemli; “7000 istihbarat elemanının 6500’ü FETÖ mensubu”. Eğer Türk emniyet istihbaratı bu kişilerden oluşuyorsa hazırlanan listeye ne kadar güvenilir? Hadi bunu da geçelim. Darbe sonrasında MİT’den de çok sayıda FETÖ mensubu istihbaratçı uzaklaştırıldı. Eğer listeleri MİT’in içindeki bu istihbaratçılar hazırladıysa bu durumda ne yapmak gerekiyor?

Bence yapılan şu; MİT ve EMNİYET İSTİHBARAT içinde bulunan FETÖ mensupları kafa kafaya vererek muhteşem bir liste hazırlamış. Geçmişlerine bakıldığında FETÖ mensubu oldukları ayan beyan belli olan ve ÖRGÜT açısından harcanabilecek bazı kişileri bu listelere yazarken, FETÖ ile uzaktan yakından ilgisi olmayan birçok garibanı da bu listelere doldurup geçmişler. “Üç bizden beş onlardan” misali suçu günahı olmayan birçok insanın devlet kurumlarından tasfiye edilmesine sebep olmuş durumdalar.

Birçok devlet kurumunda görevden alınan insanların görev yaptığı birime, yaptığı ise ve kapasitesine bakıldığında bazı şeylerin yanlış gittiği hissi bende oluşmuyor değil. İçinde çok sayıda FETÖ mensubu olduğu halde şu ana kadar dokunulmayan iki tane kurum var. Bunlardan biri YÖK, diğeri ise ÖSYM. Bu kadar stratejik öneme sahip YÖK ve ÖSYM bünyesinde tek bir tane FETÖ mensubunun bulunmaması oldukça manidar değil midir? Kamu kurumlarına yıllardan beri yerleştirilen on binlerce FETÖ mensubunun KPSS sınav sorularını kim hazırladı? Bu soruları kim bastı? Basılan soruları sınav merkezlerine kim sevk etti? Soruları kim okudu? Sınav sorularını kim ilan etti? Şimdi boşalan kamu kurumlarına yeni eleman alımına yönelik sınavları kim yapacak? Bu sorduğum soruların muhatabı ÖSYM değil midir? Peki şu ana kadar ÖSYM’den kaç kişi uzaklaştırıldı? Ben cevaplayayım HİÇ KİMSE.

Şimdi gelelim YÖK’e. Ben çok iyi biliyorum ki YÖK’ün içinde çok sayıda FETÖ mensubu var.

Darbe kalkışması sonrasında birçok rektör, dekan ve öğretim elemanı gözaltına alınıp tutuklandı. Peki bu rektör ve dekanları kim atadı? YÖK içerisindeki FETÖ mensuplarının rektör ve dekan atamaları sırasında ne kadar etkin olduğu hususunu konuşmaya gerek var mı? Rektörlük seçimleri sırasında en fazla oy alan 6 aday YÖK’e bildiriliyor. İşte FETÖ mensubu YÖK üyeleri bu esnada devreye giriyor. Üniversitelerce belirlenen 6 adaydan üçünü tamamen keyfi gerekçelerle eleyip, geriye kalan 3 adayı Cumhurbaşkanı’nın onayına sunan YÖK GENEL KURULU değil midir?

Rektörlük ve dekanlık seçimlerinde en yüksek oy alan adaylara adeta kan kusturtan, ellerini öptürüp ayaklarını yalatan ve kendilerini bir matah zannedenler (FETÖ mensubu olmayan YÖK üyelerini tenzih ediyorum) bu YÖK üyeleri değil midir? Görevden alınan üniversite mensuplarına ait listeleri dikkatle inceledim ve nedense Prof. Dr. Mehmet Altan gözüme hiç çarpmadı. Taraf Gazetesi’nde ve Cemaate ait televizyon kanallarında kardeşi Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak ile beraber darbe çığırtkanlığı yapan bu zatı muhterem değil midir? Hükümete, Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na hakaret hususunda bu şahısların dokunulmazlığı mı var acaba?

Bundan birkaç gün önce Türkiye Gazetesi’nden değerli dostum Fuat Uğur’un attığı birkaç tweet gözüme çarptı;

YÖK bu nasıl iş? Sakarya Üniversitesi’nden FETÖ’cü diye bir sürü adam çıkarılıyor ama Bank Asya Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Bilgili aralarında yok.

YÖK’de ciddi sıkıntı var. FETÖ’cü Genel Sekreterden FETÖ’cü listesi istediler. Yıldız Üniversitesinde bu yüzden masum 100 kişi atılacaktı.

YÖK ya cevap ver ya da hesap. Saçma sapan işler yapıyorsun.

Şimdi buradan Fuat Uğur dostuma ben cevap vereyim; YÖK’ün cevap verme gibi bir huyu yoktur. Yazılı olarak sorsanız dahi asla cevap vermezler. Çünkü YÖK gücünü sadece Anayasa’dan alır. Ona dokunulamaz. Kararları tartışılamaz. O yücelerin yücesidir. O hiç kimseye hesap vermez, kimseyi iplemez, kimseye açıklama yapmaz ve sadece bildiğini yapar.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin ürünü olarak 1981 yılında kurulan ve 1982 Anayasası’nda kendine yer edinen bu kurumun kurulduğu günden bugüne değin Türkiye’yi bilimsel açıdan nereden nereye getirdiğine gelince o konu tam bir utanç vesilesidir.

1981 yılından 2016 yılına kadar üniversitelerimiz kaç tane patent üretti, kaç tane uluslararası yayın ve makale yayımladı, kaç tane teori ve politika üretti, kaç tane Nobel ödülü aldı?

Ben cevap vereyim. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk 150 üniversitenin patent sayısı 1,750,000 iken, Avrupa ülkelerindeki ilk 150 üniversite de bu rakam 100,000’dir. Türkiye’nin 195 üniversitesinden sadece 4 tanesi patent sahibi olup, 1981 sonrasında üretilen patent sayısı ise sadece ve sadece 46’dır.

Başarı ortada!

Üniversitelere FETÖ mensuplarını yerleştirmek, 46 adet patent yaratmak ve bilim namına hiçbir şey yapmamak için YÖK gibi bir kuruma gerek var mı?

İşte asıl cevaplanması gereken soru bu.

Sayın Cumhurbaşkanım bir şeyler ters gidiyor.

Herkes durduğu yerde duruyor. FETÖ mensupları sabah akşam Fethullah Gülen denilen vatan haini aleyhine numaradan küfürler yağdırıp kendilerini gizlemeyi başarıyor. Halen çok güçlüler ve halen devletin içinde yerli yerince duruyorlar.

Tüm devlet kurumlarında ciddi bir temizlik yapmak gerekiyor ama maalesef olmuyor, maalesef temizlenemiyoruz.

Allah yardımcımız olsun…

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir