Çarşamba , Haziran 29 2022
Anasayfa / Makaleler / ALLAH, PUTİN VE ERDOĞAN’A UZUN ÖMÜRLER VERSİN…

ALLAH, PUTİN VE ERDOĞAN’A UZUN ÖMÜRLER VERSİN…

(Article 120-24.12.2016)

Amerika, bir elinde “silah”, bir elinde “dolar” tutarak; Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de, Somali’de savaşıyor ve milyonların canını okuyor. Şu an için dünyada Amerika’dan daha kolay para kazanan bir başka ülke yok. Nasıl mı? Bu gezegenin herhangi bir noktasında askeri operasyon, darbe, kaos, kışkırtma yapabilmek için üç temel “bileşen” gerekiyor; bir top kağıt, bir bidon mürekkep, bir de darphane çalışanlarına ödenecek “fazla mesai”.

11 Eylül saldırısı dünya ülkeleri için aslında çok hayırlı oldu. Öncelikle Amerikan rüyasının büyük bir “balon” olduğu ortaya çıktı. Sahip olduğu üstün teknolojiyle dünyaya düşmesi muhtemel göktaşlarını bile füzeyle yok eden ABD ordusunun, uzaylılarla savaşıp dünyayı kurtaran bol kaslı Arnold Schwarzenegger’in ve Afganistan’daki koca Rus ordusunu tek başına telef edip, filmin başından sonuna kadar toplamda 15 kelime konuşabilen Rambo’nun ne kadar “hayal mahsulü” karakterler olduğu ortaya çıktı.

Usame Bin Ladin’in cebine 10 bin dolar para koyup Amerika’ya gönderdiği beş militan, yolcu uçaklarını kaçırıp İkiz Kulelere ve Pentagon’a saldırırken, Amerikan sinema sektörünün tüm dünyaya yıllar boyu yutturduğu aksiyon görüntülerinin baştan sona yalan olduğu anlaşıldı. Bir yanda; 100 milyonlarca dolar bütçeli Spielberg’in fantastik aksiyon filmleri, diğer tarafta ise; 10 bin dolara mal olan ve daha şimdiden hakkında onlarca belgesel yapılıp Amerika’nın karizmasını yerle bir eden Usame Bin Ladin’in mücahitleri!

Hangisi daha inandırıcı?

Irak işgali esnasında, iki üç bin kişilik direnişçi grubuna bile karşı koyamadığı için, gerisin geriye kaçan ABD ordusunun ne matah bir güç olduğunu hâlâ fark edemeyen bazı aklı evveller, bugün halâ “Eğer Amerika isterse; Rusya’ya ve hatta Türkiye’ye bile saldırıp buraları yerle bir eder” zırvalarını konuşmaktan geri durmuyorlar.

Rusya, sahip olduğu doğalgaz ve petrolü başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın hemen her ülkesine rahatlıkla satıyor. Almanya, İngiltere, Fransa ve gerisi zaten herhangi bir anlam ifade etmeyen diğer AB ülkeleri, üretim ve ihracat yapamadıkları takdirde açlıktan öleceklerini çok iyi biliyorlar. Bu ülkelerin tamamı, Rusya’nın sahip olduğu petrol ve doğalgaz rezervlerine yutkunarak bakıyorlar.

Batılıların bu bakış açısına karşılık, Rusya’ya farklı davranan tek bir ülke varsa o da Türkiye’dir. Türkiye’nin üretim ve ihracat yapabilmesi için doğalgaza ve petrole ihtiyacı var ve bunu tamamen ticari bir anlayışla Rusya’dan temin ediyor. Rusya’dan doğalgaz ve petrol alırken, karşılığında yumurtadan elmaya, tekstilden deri ürünlerine kadar binlerce çeşit mal satıyoruz. Her iki ülke de; oldukça dengeli, ahlâklı ve seviyeli bir siyasi ve ticari ilişki kurmuş durumda. Kırım ve Ukrayna meselesinden dolayı yalnızlığa mahkum edilen Rusya’yı, yalnız bırakmayan ve onun elinden tutan tek ülke; hiç şüphesiz Türkiye. İşte bu nedenle Rusya Devlet Başkanı Putin, hemen her basın toplantısında; “Erdoğan çok sağlam bir lider” ifadesini kullanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin G20 toplantısında, kendisini adam yerine koymayıp selam bile vermeyen Avrupalı liderlere en büyük tepkiyi Ankara’da gösterdi ve Güney Akım Projesi’ni iptal ettiklerini, bu hattın Türkiye’ye kaydırıldığını açıkladı. Hem de hiç kimseden gizleme gereği bile duymadan.

Bu açıklamadan hemen sonra tam da Putin’in dediği gibi İngiltere Başbakanı, İtalya Başbakanı, AB yetkilileri birbiri peşi sıra Ankara’yı ziyarete başladı ve Erdoğan ile görüştü. Rusya bu hamlesiyle Batılılar karşısında Türkiye’nin elini tarihinde hiç olmadığı kadar güçlendirdi. Putin, düzenlenen basın toplantısında; “bundan sonra gaza ihtiyacı olanlar Ankara’ya müracaat etsin” demeyi de ihmal etmedi.

Her iki ülkede büyük bir sınavdan geçiyor. Rusya ve Türkiye bu sınavdan başarı ile geçtikleri takdirde bu coğrafyanın en büyük gücü konumuna geleceklerdir. Her iki ülke de, hiç olmadığı kadar “kararlı ve istikrarlı” olmak zorunda. Eğilen veya yumuşayan bu oyunu kaybedecek ve bir daha asla belini doğrultamayacak.

Türkiye için Kıbrıs’ın anlamı ne ise Rusya için Kırım’ın anlamı da aynıdır. Rusya Kırım’dan asla vazgeçmeyecek ve tek bir geri adım atmayacaktır. Ukrayna’yı Avrupa Birliği bünyesine alıp burayı bir Alman sömürgesi haline getirmeyi planlayan Merkel’in oyunu bozulduğu için, Almanya oldukça gergin ve sinirli davranışlar sergilemekte.

Rusya’nın başında Putin olmasaydı, Avrupalılar önce Ukrayna’yı ardından da Gürcistan ve Ermenistan’ı Avrupa Birliği’ne alıp Rusya’yı Karadeniz’den ve dolayısıyla Akdeniz havzasından uzaklaştırmış olacaklardı. Ancak hem Türkiye hem de Rusya geçen 14 yıl içerisinde o kadar gelişti ve değişti ki, Batılılar bu “dönüşümün” farkına bile varamadı.

Taraflı ve yanlı şekilde hazırlanan rapor ve analizler, Türkiye ve  Rusya konusunda Avrupalı liderleri ters köşeye yatırdı. “Cari açık, sıcak para, enflasyon, bölgesel terör hareketleri, siyasi ve politik risk” gibi faktörlere takılı kalan geri zekâlı analistler, büyüyen Türkiye ve Rusya’yı fark ettiklerinde, buzdağıyla burun buruna gelen Titanic kaptanının yaşadığı şaşkınlığı yaşadılar. Türkiye ile Rusya arasındaki birliktelik, asla platonik bir ilişki değildir. Her iki ülkenin çıkar ve menfaatleri ortaktır.

Bir düşünün bakalım; “Şu an kim kime muhtaç?”

Türkiye ve Rusya’nın mı Batıya ihtiyacı var, yoksa %65-95 oranında Rus doğalgazına bağımlı olan Batı ülkelerinin mi Rusya ve Türkiye’ye?

Dünya hızla değişiyor. Dünyanın bu kesiminde; jeo-politik, jeo-stratejik ve jeo-ekonomik dengeler, son yüz yıl içerisinde çok radikal bir kırılmaya konu olmuşsa o tarih; Putin’in Ankara’yı ziyaret edip Erdoğan ile görüşme yaptığı ve Batılı ülkelere enerji konusunda “kırmızı kart” gösterdiği 1 Aralık 2014 tarihidir.

Ancak bu aşamadan sonra Rusya Devlet Başkanı Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, ölüme adım adım daha fazla yaklaşmaktadır. Doğu’nun makus kaderini değiştiren bu iki lider, Batılılar nezdinde ortadan kaldırılmayı fazlasıyla hak etmiştir!

Putin ve Erdoğan bu coğrafyanın delileridir. Her iki liderde kendi halklarının refah seviyesini arttırıp zenginleştirmiş, devletlerinin itibarına itibar katmış, ulusal menfaatleri için Batılılara rest çekmişlerdir.

Rusya ve Türkiye’de son 10 yıl içerisinde müthiş bir kalkınma atağı gerçekleştirilmiştir. Her iki lider; kendilerine yönelik tüm saldırılara, algı operasyonlarına ve yıpratma çabalarına karşın üst üste defalarca seçim kazanmış, giderek artan halk desteğine mazhar olmuşlardır. Bu liderlerin seçimle yıkılamayacağı artık anlaşılmıştır. Bu iki deliden! kurtulmanın tek yolu; her ikisini birden “infaz” etmekten geçmektedir. Batılıları enerji konusunda Türkiye’ye bağımlı hale getiren Putin ve Putin’in elinden tutup onu yalnızlığa mahkum etmeyen Erdoğan’ın katli artık vacip hale gelmiştir.

Putin ve Erdoğan, birbirinin çağdaşı olarak aynı anda iktidar olabilme şansına sahip iki önemli lider olarak tarihe geçmiştir. Tıpkı Almanya’nın kurucusu Bismarck ve II. Abdülhamit gibi.

Putin, eski Sovyet coğrafyasında Gorbaçov ve Yeltsin döneminde kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis edip enerji kaynaklarını kontrol altına alırken, Erdoğan’da enerji kaynaklarından yoksun bir ülkenin lideri olarak Türkiye’yi dünyanın en önemli enerji taşıyıcısı ve enerji tedarikçisi haline getirmeye yönelik çok stratejik adımlar atmıştır.

Erdoğan, Azerbaycan’dan Kuzey Irak’a, Rusya’dan Katar’a, Türkmenistan’dan Cezayir’e kadar geniş bir coğrafyanın tüm enerji kaynaklarını boru hatlarıyla Anadolu’ya taşımış ve dünya pazarlarına sunmaya başlamıştır. Yirminci yüzyılın başında Ortadoğu’nun petrol kaynaklarını ele geçirmek için sudan bahanelerle Birinci Dünya Savaşı’nı başlatıp Osmanlı topraklarını kendi aralarında pay eden ülkeler ise, bugün Türkiye ve Rusya’nın oynadığı oyunu sahanın kenarından seyretmekle yetiniyor.

Erdoğan’ı düşürmek veya ortadan kaldırmak için Türkiye’de son 4 yıl içinde tezgahlanan 2013 Gezi Olayları, 17/25 Aralık Yargı ve Emniyet Darbesi ile 15 Temmuz Askeri Darbesi gibi Putin’i devirmek için de Rusya’da benzer tezgahlar sergileniyor. Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Andrey Karlov ve Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Petry Polshikov’un ölümünden sonra bu kez de NATO Genel Denetçisi Yves Chandelon, Belçika’da arabasında başından vurulmuş halde bulundu. 16 Aralık 2016’da gerçekleşen şüpheli ölüm medyadan gizlendi. Chandelon NATO’da terörün finansmanıyla mücadele alanında çalışıyordu.

Her iki ülkenin kendisi ve liderleri, son derece iyi planlanmış organize bir asimetrik savaşla karşı karşıya. Washington Post, New York Times, Financial Times, Frankfurter Allgemeine ve daha nice Batılı medya baronlarının Putin ve Erdoğan aleyhinde; “Değerli Yalnızlık”, “Yapayalnız Liderler”, “Dünyadan Soyutlanan Liderler”, “Yalnız Çar”, “Yalnız Sultan” ve “Sarayda Tek Başına” şeklinde kızgın manşetler atmasının tek nedeni; Rusya ve Türkiye’de birbiri peşi sıra yaşanan olumlu gelişmeler.

AB kapısında Türkiye’yi yıllarca oyalayan Batılılar, şimdilerde kafalarını duvarlara vurup “biz ne halt ettik de Türkiye’yi AB içerisine alıp pasifize etmedik” diye sızlanıp duruyorlardır.

Almanya, İngiltere ve Fransa dışındaki 25 Avrupa Birliği ülkesinin tamamı, tek başına bir “Türkiye” bile etmemektedir. Brexit ile AB’den ayrılma kararı alan İngiltere’nin, AB’den fiili olarak çekilme işlemi gerçekleştiğinde geriye hiçbir şey kalmayacak.

Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Hırvatistan, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan gibi AB ülkelerinin, Türkiye ile aşık atması bu dakikadan sonra asla mümkün değildir.

İstanbul’u yolcu taşımacılığında dünya lideri yapacak Yeni İstanbul Havaalanı inşaatı, Çin’den başlayıp İstanbul’da nihayete erecek Trans-Asya demiryolu, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İzmit Osmangazi Köprüsü, inşası devam eden hızlı tren ve metro yatırımları, doğalgaz ve petrol boru hattı yatırımları, nükleer santral yatırımları, hemen her şehre inşa edilen havaalanları, yenilenen karayolları, dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan muhteşem bir sağlık sistemi, yeni yapılan şehir hastaneleri ve artık vaka-yı adiyeden sayılan yeni okul yatırımlarının bırakın hepsini, sadece birini veya birkaçını bile hayata geçirebilecek kaç tane Avrupa ülkesi var ki?

Farkında mısınız? Bu coğrafyada yeni bir dünya düzeni kuruluyor.

Ve Allah, bu iş için yeniden Türkleri görevlendirdi.

DR.Mehmet Hakan Sağlam

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir