Anasayfa / Makaleler / MÜSLÜMAN KÜRTLER YENİKAPI’YA, ATEİST VE TRANSSEKSÜELLER KAZLIÇEŞMEYE…

MÜSLÜMAN KÜRTLER YENİKAPI’YA, ATEİST VE TRANSSEKSÜELLER KAZLIÇEŞMEYE…

Paylaş:

(Article 082-31.05.2015)

Dün saat 12.30 gibi evden çıktım ve yıllarca yapmadığım bir işi yapmaya karar verip Yenikapı’ya yürüyerek gittim. Saat 15.00’de Kazlıçeşme’de HDP mitingi vardı. Asıl amacım orada ki heyecanı da yerinde görmekti. Yollar trafiğe kapalı olduğu için sahil yolu sanki yayalara tahsis edilmişti. HDP’nin Kazlıçeşme mitingi saat 15.00’de başlamıştı başlamasına ancak insanlarda çok fazla bir heyecan nedense yoktu. Mitinglerin tarif edilemez bir ruh ve havası vardır. İstanbul’un dört bir tarafından metazori bir şekilde oraya yığılmış, getirtilmiş insanlar ve çoğu çocuk yaştaki onbinlerce insan yüksek volümlü müzik eşliğinde amaçsızca meydanda dolaşıyordu. Kürtçe ve Türkçe çalan müzikler ise insanları heyecanlandırmaktan çok laf olsun diye çalar mahiyetteydi. Geçmiş yıllarda HEP, DEP, HADEP ve BDP’nin bırakın Kazlıçeşme gibi büyük miting mekanlarını, mahallelerde tertip ettiği küçük mitinglerinde bile yer yerinden oynar, insanlarda büyük bir heyecan ve coşku olurdu. Merkez ve paralel medyanın alâ-yı valâ ile yere göğe sığdıramadığı HDP’de ben eski coşkuları nedense göremedim. HDP’nin Doğu ve Batı’da sergilediği farklı tutum ve özellikle transseksüellere yönelik yaklaşımına ise sonradan değineceğim.

AK Parti’nin Yenikapı miting alanında tertip ettiği Fetih Şenliği törenine saat 15.45 gibi katıldım. Her şeyden önce Yenikapı Miting Alanı insan hafızasının alamayacağı derecede büyük bir mekan. Bir partinin burada miting yapmaya karar vermesi, kafasına silah dayayıp tetiği düşmanının eline vermesiyle eşdeğer. Meydan boş kaldığı takdirde düşünün başınıza gelecekleri. İki gün önce Saadet Partisi’nin mitingine güvercinlerden başka hiç kimse katılmamıştı. Hatırlayın yazılanları. Meydanın en uç kısmına o kadar büyük bir platform kurulmuş ki sadece bu platform bile 1800 metrekare büyüklüğünde. Bu platformun hemen önünde sol tarafta bir yere konuşlandım ve mitingin başlamasını beklemeye başladım. Miting saat 18.00’de başlayacaktı. Saat 16.00’da platformun önünde yığılmaya başlayan insanlar, ilerleyen dakikalarda gittikçe yana ve arkaya doğru yayılmaya başladı ve saat 17.00 olduğunda mahşeri bir kalabalık Yenikapı’nın yaklaşık 1 milyon metrekarelik beton zemini doldurmakla kalmadı, sahile yakın yeşil alanlarını bile kapladı. Gemiler, tekneler, otobüs, metrobüs ve metrolardan akan yüzbinler, meydanı o derece doldurdu ki adım atacak yer kalmadı. “Bir metrekareye kaç insan sığar?” sorusunun cevabını hep merak ederdim. Gözümle gördüm, “sekiz kişi” rahatlıkla sığıyor. Yenikapı’da müthiş bir organizasyon yeteneği sergilenmiş; seyyar tuvaletler, meydanın hemen her noktasına konulan milyonlarca su şişesi, sandöviç paketleri, ilk yardım hizmetleri, kayıp çocuk noktaları ve akla gelebilecek hemen her hizmet son derece titiz bir şekilde düşünülmüş ve uygulanmış.

Cumartesi gününü evinde geçirip, “pijama, terlik, televizyon” keyfi yapma yerine bu meydana koştur koştur gelen milyonlarca insanın heyecanını okuyucularıma biraz aktarmak istiyorum. Öncelikle mitinge gelen insanların neredeyse tamamı birbirine karşı o kadar saygılı ve hoşgörülü ki, 20 milyon insanın yaşadığı İstanbul gibi bir metropol de birbirini tanımayan bu kadar insanın sevgi ve muhabbetinden büyük bir haz alıyorsunuz. CHP’nin geçmiş yıllarda bazı mitinglerine şahit olmuş ve oralarda incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerden dolayı yaşanan kavgaları gördükten sonra “lanet olsun böyle bir partiye” deme noktasına gelmiştim. CHP kurultaylarında havalarda uçuşan sandalye görüntüleri hafızalarda halen tazedir.

Yenikapı mitingi hakkında Paralel ve Merkez Medya’nın kalemşörleri hemen atıp tutmaya başladı. Vay efendim Başbakan’ın iki saatlik konuşması sırasında meydan boşalmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sırasında ise meydanda kimse kalmamış. Öncelikle Başbakan Davutoğlu iki saat değil hepi topu yirmi dakika kadar konuştu. Milyonlarca insan büyük bir heyecan içerisinde gerek Davutoğlu’nu gerekse onun hemen arkasından platforma çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çılgınca destekledi. Bırakın meydanı terk etmeyi, meydana giremeyen yaklaşık bir milyon insan en son dakikaya kadar miting alanına girmenin yollarını aradı.

Miting meydanında dikkatimi çeken en önemli şey ise meydanın neredeyse önemli bir kısmına hakim olan Kürt kökenli vatandaşlarımızdı. Yanlış duymadınız. Kazlıçeşme’de HDP’nin mitingi varken, AK Parti mitingine Kürtlerin katılmasını doğrusu beklemiyordum. Kendi aralarında konuşan birçok Kürt kökenli vatandaş aynen şu ifadeleri kullanıyordu; “Bizler Müslüman Kürtleriz, Müslümanlar buraya, Allah’a inanmayanlar, i…nelerden medet umanlar ise Kazlıçeşme’ye”.

“Erdoğan uğruna şehit olmaya geldik” mi diyenler, “Allah’ına kurban olayım” mı diyenler, “II. Abdülhamit’in torunu, İstanbul’un ikinci Fatih’i” mi diyenler. Cumhurbaşkanı Erdoğan platforma çıktığında miting meydanı adeta yıkılıyor ve insanların gözünden yaşlar boşalıyor. Erdoğan, Fetih Suresi’ni okuyor ve milyonlar hep bir ağızdan “Allahu Ekber” nidaları atmaya başlıyor. 1953 yılına kadar İstanbul’un Fethi ile ilgili tek bir kutlamanın yapılmadığı, hatta bırakın İstanbul’un fethini Çanakkale Savaşı’nın anma törenlerinin dahi yapılmadığı bu ülkede insanların bu tür kutlamalara duyduğu hasreti iliklerinizde hissediyorsunuz.

AK Parti’nin son iki üç günden beri televizyon kanallarında yayınlanan bir reklam filmi var. “İlk Oyum İlk Heyecan” temasıyla ellerinde bayraklarla oy kullanma çağrısı yapan gençleri gözünüzün önüne getirin. İşte o gençlerin yüzbinlercesi Yenikapı meydanındaydı. Orta yaş ve üstü sakallı sakalsız, başı açık ve başı kapalı, kızlı erkekli milyonlarca insan da oradaydı. Kürt, Türkmen, Alevi, Çerkez, Abaza, Arap kökenli vatandaşlarımızda oradaydı. Ve hatta bu ülkenin yardımına mazhar olmuş, bu devletin yardımını görmüş Afrikalı, Saraybosnalı, Iraklı ve Suriyeli insanlarda oradaydı. Yabancı gazetecilerin ve televizyon spikerlerinin hayret ve şaşkınlığı ise gerçekten görülmeye değer bir manzaraydı. Kendi ülkelerinde bu denli bir coşku ve kalabalığı görme şansını yakalayamayanlar, sürekli olarak yüz ve göz hareketleriyle şaşkınlıklarını dışa vurup durdu. Dünya yüzeyinde şu an 242 ülke var. Bunlardan 110 tanesinin nüfusu 3 milyonun altında. Düşünebiliyor musunuz? Dün Yenikapı meydanında teker teker Jamaika, Katar, Namibya, Lesotho, Slovenya, Makedonya, Botsvana, Letonya, Gambiya, Gine-Bissau, Gabon, Ekvator Ginesi, Togo, Estonya, Mauritius, Svaziland, Bahreyn, Doğu Timor’un nüfusu kadar insan vardı. Nüfusu 20 bin, 50 bin, 100 bin seviyesinde olan ülkeleri saymıyorum bile.

7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri Türkiye’nin ve Türk tarihinin en önemli seçimi özelliğini taşıyor. Darbe vesayetine dayalı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı ortadan kaldırmak ve bu anayasa ile kendine rol edinen HSYK, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, YÖK, Meslek Odaları, Barolar ve diğer tüm çağdışı vesayet kurumlarını bu seçimde yok ettik ettik, edemediysek bir yüz yıl daha bunlarla yaşamaya mecbur kalacağız.

Şişirilmiş HDP’yi ve milyonların umudu olmaya devam eden AK Parti’nin durumunu dün çıplak gözle analiz edebilme fırsatı buldum. Endişeye gerek yok. Merkez ve Paralel medyanın bu kadar üfürüp şişirmesine karşın HDP seçim barajını geçemeyecek. AK Parti’den HDP’ye zerre kadar oy kaymayacak. CHP ve MHP’den kayar mı kayar. Ona bir şey demem. Son yapılan iki seçimde (ki bunlardan biri Belediye Başkanlığı diğeri Cumhurbaşkanlığı seçimi idi) Fethullah Gülen yapılanması ile işbirliği içerisine giren partilerin ne kadar başarılı! oldukları ortada. Aynı şey bu seçimde de yaşanacak. Miting meydanında çok sayıda kişiyle tanıştım ve konuştum. Millet artık bu ucuz numaraları yemiyor. Eğitimsiz sade bir Türk vatandaşının yaptığı yorumları duyunca kulaklarınıza inanamıyorsunuz.

6-7 Ekim Kobani Olayları sırasında PKK mensuplarını sokağa döken ve 50 Kürt vatandaşının linç edilip öldürülmesine ve hatta yakılmasına sebep olan Selahattin Demirtaş isimli “katili”, demokrasi sevdalısı olarak Türk milletine yutturmaya kalkan Merkez ve Paralel medyanın bu ucuz numaralarını inanın hiç kimse yemiyor. Gezi olayları sırasında Gezi Beyinli vatan haini ÇAPULCULARI teker teker alınlarından öpen Kemal Kılıçdaroğlu denilen zat, siyasi ve politik anlamda ne kadar karşılık bulmadıysa Selahattin Demirtaş’da bulmayacaktır.

Hiç kimse kendini kandırmasın ve demokrasi safsatası adı altında evrensel ilkelerin arkasına saklanmasın.

Devlete, Hükümete ve bu ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı’na operasyon yapan Fethullah Gülen ve tayfası, kelimenin tam anlamıyla “vatan hainliği” suçu işlemektedir. Erdoğan’ı devirme uğruna bu vatan hainleri ile işbirliği yapan medya grupları, parti liderleri, STK yöneticileri de “vatan haini”dir.

Gezi olaylarında İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’yi terörize eden gruplar da “vatan hainidir”.

Geçen iki seçimde Çapulculardan medet umanlar ne kadar hayal kırıklığı yaşadıysa, transseksüellerden medet uman HDP yöneticileri de o kadar hayal kırıklığı yaşayacaktır. “Türkiye Türklerindir” logosuyla gazetecilik yapan Aydın Doğan’ın televizyon kanalında eline saz alıp Türkçe türkü terennüm eden “Selocan”, her ne kadar Yunanistan’ın sempatik lideri Çipras gibi lanse edilse de unutmayın neticede balon balondur.

Ve unutmayın… O kadar sempatikliğine ve atıp tutmasına rağmen Yunanistan ve Çipras efsanesi ancak dört ay dayanabildi.

Paylaş:

Bunada Bakın

ERDOĞAN İÇİN SONUN BAŞLANGICI MI?

(Article 251 – 14.04.2019) 31 Mart 2019 Yerel Seçim sonuçları tüm taraflarca ciddi şekilde incelenmesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.