Çarşamba , Haziran 29 2022
Anasayfa / Makaleler / GEZİ’NİN ÇAPULCULARI YALOVA’NIN ÇULSUZLARI

GEZİ’NİN ÇAPULCULARI YALOVA’NIN ÇULSUZLARI

(Article 044-29.11.2014)

Taksim Gezi Olaylarına katılan ve attıkları twitlerle halkı kışkırtıp Türkiye’de iç savaş çıkartmayı amaçlayan sanatçı, bankacı, işadamı, gazeteci, medya patronu ve yurtdışı destekçilerin kasıla kasıla dolaşmalarını ve televizyon ekranlarında aylar boyu görünmelerini hiç kimse unutamaz. Taksim Gezi Olaylarına katılıp “Çapulcu” olduklarını ilan edenler, “mesele Gezi değil sen hâlâ anlamadın mı?” diyerek hükümeti bir ayaklanma sonucu devirmeye çabalayanların pişkin tavırları ise halen hafızalarımızda.

Gezi Parkı protestoları, 27 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul’da başlayan ve diğer illere de yayılan AK Parti karşıtı protestolar olarak tarihteki yerini aldı. Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında 28 Mayıs 2013 günü Gezi Parkı’nın bir duvarının yıkılması ve bazı ağaçların kesilmesi üzerine önce oturma eylemleri başlamış, ardından olaylar geniş bir protesto hareketine dönüşmüştü. Eylemler ilk başta Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere ardından Türkiye’nin diğer illerine yayılmıştı.

1 Haziran günü Taksim’de bazı televizyon kanallarının canlı yayın araçları ateşe verilmiş, 3 Haziran günü, Mehmet Ayvalıtaş göstericilerin otoyol kapama eylemi sırasında bir aracın ezmesi sonucu, Abdullah Cömert ise protestolar sırasında aldığı ağır darbeler sonucunda hayatını kaybetmişti. 6 Haziran 2013’te göstericilere müdahale sırasında Mustafa Sarı isimli bir komiser köprüden düşerek (kimi kaynaklara göre bir kişinin itmesi sonucu) hayatını kaybetti. 1 Haziran günü Ankara’daki eylemde polisin ateş açması sonrası ağır yaralanan Ethem Sarısülük 14 gün sonra hayatını kaybetti. Otopsisinde kafasında mermi çekirdeği bulundu. Gezi Parkı olaylarının ilerleyen günlerinde protestoların yanı sıra, polisle çatışma, kamu malına zarar, yol kapatma, kundaklama gibi eylemlerde yaşandı. İçişleri Bakanlığı’nın 23 Haziran’da yaptığı açıklamaya göre Bayburt ve Bingöl hariç 79 ilde düzenlenen eylemlere toplam 2.5 milyon kişi katıldı.

27 Mayıs 2013, Gezi Olaylarının başladığı tarih oldu. Birkaç haftalık süreçte 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini hatırlatan gelişmeler yaşandı. Halkın oylarıyla işbaşına gelmiş olan hükümet tıpkı 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesinde olduğu gibi sokak hareketleriyle baskı altına alınıp devrilmek istendi. Göstericiler ordunun müdahale etmesi beklentisine girdi. Zello sistemi adı verilen internet tabanlı cep telefonu görüşmeleri, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini, planlı bir şekilde belirli güçler tarafından yönlendirildiğini gösterdi.

Özel yazılımlar yoluyla birbiri peşi sıra açılan yüzbinlerce sahte Twitter hesabı üzerinden farklı görüşlerdeki kitleler olayların içine çekildi. Yalan haberler sadece sosyal medya tarafından değil, merkez medya olarak bilinen yerel ve yabancı medya gruplarınca flaş haber olarak sunuldu. Montajlanmış sahte resimlerle insanlar kandırıldı. Üzerinden “Toma” isimli polis aracı geçerek ezilmiş veya polis tarafından kimyasal madde kullanıldığı için yüzü gözü yanmış insan görüntüleri müthiş bir algı operasyonunun malzemesi olarak kullanıldı. Sanatçı Memet Ali Alabora’nın kitleleri olaylara katılmaya çağırdığı “Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı” twiti olayların çevre duyarlılığı olmadığını ispatlayan bir simge haline geldi. Garanti Bankası’nın en üst yetkilisi açıkça protestoculardan yana tavır aldı. Cem Boyner “Ben de çapulcuyum” diyerek onlara destek verdi. Garanti Bankası ve Boyner gibi birçok kurum, kuruluş ve sanatçı da açıkça protestoculardan yana tavır aldı. Taksim’deki olaylara aktif olarak katıldı.

6 Haziran 2013 tarihinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından kabul edilen Taksim Dayanışması üyelerinin bu görüşmede dile getirdiği talepler ise hiçbir zaman unutulmadı ve olayların aslında kimler tarafından planlanıp, kimlere hizmet ettiğini ortaya koydu. Platform üyeleri;

Gezi Parkı‘nın park olarak kalmasını,

Topçu Kışlasının yapılmamasını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklama yapılmasını,

Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,

Gezi eylemlerine müdahale eden tüm sorumlular ile İstanbul, Ankara ve Hatay il Valileri ile Emniyet Müdürlerinin görevden alınmasını,

Gaz bombası kullanımının yasaklanmasını,

Direnişe katıldığı için gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılmasını ve haklarında hiçbir soruşturma açılmamasını,

Taksim ve Kızılay meydanları başta olmak üzere Türkiye‘deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini, istiyorlardı.

TMMOB Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman ise esas bombayı patlatıyor ve isteklerini şu şekilde sıralıyordu;

Üçüncü Boğaziçi Köprüsü yapılmayacak,

Üçüncü İstanbul Havaalanı yapılmayacak,

Kanal İstanbul Projesi yapılmayacak,

Hidro elektrik santrali inşaatları durdurulacak.

Gezi eylemlerinin esas amacı birçok kişi tarafından işte bu isteklerle birlikte anlaşıldı. Türkiye’nin bölgesel güç olması engellenmek isteniyordu.

AK Parti’nin dış politikasından rahatsızlık duyan Suriye ve İran gibi ülkelerin yanı sıra ABD ve Avrupa ülkeleri de Gezi Olaylarında açık tutum aldı. Claudia Roth başta olmak üzere bazı Avrupalı parlamenterler Gezi Olaylarına Taksim’de bizzat katıldı. Hemen her ilde tencere tava çalma eylemleri başladı. ABD televizyon kanalı CNN, Gezi Olayları’na tepki amaçlı düzenlenen ve milyonların destek verdiği AK Parti mitinglerini bile sanki hükümet karşıtı eylemlermiş gibi gösterecek kadar çılgınlaştı. CNN’in yalan haberciliği Gezi’nin simgelerinden biri haline geldi. CHP’ye yakınlığı ile bilinen Halk TV, İşçi Partisi’ne yakınlığı ile bilinen Ulusal Kanal, Alevi kesimlere yakınlığı ile bilinen CEM TV eylemler boyunca yer yer canlı yayınlarla, program ve marşlarla eyleme dair geniş bilgi aktardı. 3 Haziran’da Bloomberg HT ekranlarında yayınlanan, sunuculuğunu Ali İhsan Varol’un yaptığı Kelime Oyunu yarışmasında tüm sorular Gezi Parkı eylemlerinde kullanılan gaz bombası ve medyanın sansürüne uğrayan sözcüklerden oluştu.

Peki Gezi Olaylarına kimler destek verdi?

Duman adlı müzik grubu protestolara destek için “Eyvallah” adında bir şarkı bestelerken, Demir Sert 31 Mayıs sabah beşte Gezi Parkı’nda yaşadıklarını anlattığı “Bu Gaz Bi Harika Dostum” isimli şarkıyla olaylara müzisyen olarak destek verdi. Boğaziçi Caz Korosu, “Çapulcu Musun Vay Vay” adındaki şarkıyı yaparken, Kardeş Türküler Başbakan’ın sözlerinden ilhamla “Tencere tava hep aynı hava” şarkısını besteledi. Oğuzhan Uğur çapulcu ve ayyaş söylemini eleştiren “Birinci Vazife” adında bir şarkı yaptı. Marsis Gezi Parkı olaylarında Başbakan’ın tutumunu “Oy Oy Recebum” adlı şarkıyla eleştirdi. Müzisyen Fazıl Say sahne aldığı konserde tencere çalarak olaylara destek verdi. Boyner Grubu adına Ümit Boyner, Herry markasının sahibi Selami Sarı, Silk & Cashmere markasının kurucusu ve CEO’su Ayşen Zamanpur gibi perakende grupları Taksim Meydanı’na bir alışveriş merkezi inşa edilmesi durumunda burada yer almayacaklarını açıkladı.

Can Bonomo, Demet Evgar, Ayşegül Aldinç, Gonca Vuslateri, Zülal Kalkandelen, Gürsel Tekin, Memet Ali Alabora, Okan Bayülgen, Şebnem Sönmez, Devrim Evin, Halit Ergenç ve eşi Bergüzar Korel, Cem Yılmaz ve Gülse Birsel protestolara destek verdiğini dile getirdi. Şebnem Ferah, Tarkan ve Sezen Aksu açıklamalar yaptı. Futbolculardan Didier Drogba, Manuel Fernandes, Gökhan Gönül, Selçuk İnan, Salih Uçan, Burak Yılmaz, Juan Pablo Pino, Wesley Sneijder, Colin Kazım Richards, Yekta Kurtuluş, Dany Nounkeu, Sercan Yıldırım, Recep Niyaz, Felipe Melo, Ersan Gülüm, Tomas Ujfalusi ve Pascal Nouma eylemi desteklediklerini sosyal medya aracılığıyla duyurdu. Mehmet Okur, Işıl Alben, Carlos Arroyo, Deron Williams, Jaka Lakovic, Josh Shipp, İbrahim Kutluay, İlkan Karaman, Jamon Gordon, Angel McCoughtry, Doğuş Balbay, Ufuk Sarıca, Cappie Pondexter, Eda Erdem ve Sinan Güler gibi basketbolcular da sosyal medyada konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Memet Ali Alabora, Ahmet Şık, Nasuh Mahruki, Okan Bayülgen, Erdal Beşikçioğlu, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Can Bonomo, Cem Adrian, Fazıl Say, Sezen Aksu, Levent Üzümcü, Nejat İşler, Duman, Hayko Cepkin gibi ünlü kişilerde sosyal medya üzerinden veya protesto eylemlerine bizzat katılmak suretiyle destek verdi. TV’de program yapan Aslı Aydıntaşbaş ve Cüneyt Özdemir gibileri de unutmamak lâzım.

31 Mayıs 2013’te ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili kaygılı olduklarını açıkladı. 1 Haziran 2013’te ise Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Laura Lucas tarafından yapılan açıklamada barışçıl halk gösterilerinin demokratik ifadenin bir parçası olduğu belirtilip “kamu otoritelerinin sorumlu ve itidalli davranmalarını bekliyoruz” denildi.

Bu arada Amerikan hükümetinin Ferguson’da sergilediği itidali ve sorumlu davranışı! herhalde görmüşsünüzdür.

Avrupa Komisyonu orantısız güç kullanılmasını kınayan iki açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu, 13 Haziran 2013 tarihinde, İstanbul Gezi Parkı protestolarında polisin aşırı güç kullanmasını kınayan bir karar tasarını onayladı. Kararda, barışçıl protestoculara karşı sert yöntemlere başvurulmaması istendi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a birleştirici ve uzlaşmacı bir tavır sergileme çağrısı yapıldı. Parlamentonun kararında şiddetten sorumlu polis memurlarının yargı önüne çıkarılması, gözaltındaki barışçıl protestocuların salıverilmesi ve kurbanlara tazminat ödenmesi istendi. Kararda, mevcut hükümetin demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet olduğu da vurgulandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel hukuk devleti anlayışının, güvenlik makamlarının her zaman orantılı ve uygun hareket etmesi gerektirdiğini belirterek tarafları itidale çağırdı. Almanya’daki Hamburg eylemleri sırasında Şansölye Merkel’in protestoculara karşı sergilediği orantılı güç uygulaması ise! tek kelimeyle muhteşemdi.

Suriye Enformasyon Bakanı Umran El Zubi, olayların sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı gösterdi ve diktatörce tutumundan dolayı istifaya davet etti. Uluslararası Af Örgütü 31 Mayıs 2013 günü yayınladığı basın bildirisinde olayları protesto etti. Aşırı ve gereksiz güç kullanan polislerin soruşturulması ve sorumlu emniyet görevlilerinin yargılanması çağrısı yaptı.

Evet, bu defa ağaç kesme sırası CHP’li Yalova Belediyesi’nde. Üstelik bu defa kesilenler Taksim’de 1780’lerde inşa edilen muhteşem güzellikteki Taksim Topçu Kışlası’nın yerine dikilen uyduruk kaydırık ağaçlar olmayıp, bizzat Mustafa Kemal tarafından diktirilen 90 yıllık koca koca çınarlar.

Gezi eylemlerinde iç savaş çığırtkanlığı yapıp insanları sokaklara döken, büyük şehirlerde günlerce terör estiren çapulculardan nedense bu defa çıt ses yok. Yalova’ya gidecek yol parasını bulamadıklarına göre “çulsuz” mu oldular ne?

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir