Çarşamba , Haziran 29 2022
Anasayfa / Makaleler / GENELKURMAY BİNASI BOMBALANMALI, OYAK KAMULAŞTIRILMALI…

GENELKURMAY BİNASI BOMBALANMALI, OYAK KAMULAŞTIRILMALI…

(Article 093-25.07.2016)

Ankara’yı bilenler iyi bilir. TBMM binasına taksiyle gitmek istediğinizde tarif etmek çok kolaydır, zira milletin Meclisi’nin etrafında ordu binaları tüm ihtişamıyla durmaktadır. Genel Kurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı binaları TBMM’nin etrafını tamamen çevirmiş durumdadır. Sadece bunlar değil askeriye ye ait çok sayıda bina Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentini kuşatıp, işgal etmiştir.

Türkiye’nin kuruluş ve darbeler sürecini hatırlayan orta yaş insanların tümü bilir ki bunun en büyük nedeni; herhangi bir askeri darbe durumunda öncelikle Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık binalarını ele geçirmek, ardından TRT’ye girip meşhur darbe bildirgesini rahatlıkla okuyabilmektir. Türk demokratik yaşamını 1960 Darbesi sonrasında dizayn edenler Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve HSYK gibi üç/dört harfli kurumları bünyemize sokarken aslında halk egemenliğini olabildiğince kısıtlamayı hedeflemişlerdir. Bu kararın alınmasında da şüphesiz halkın oylarıyla 1950 yılında iktidara gelen Adnan Menderes hükümeti son derece etkili olmuştur.

Askerlere göre bu ülkenin kurucusu onlardır. Halk, tercihlerinde yanılabilir! Askerin istemediği kişiler seçim yoluyla iktidara geldiğinde sisteme o kadar hassas emniyet subapları konulmalıdır ki, kendilerince kabul görmeyen kişiler rahatlıkla frenlenebilsin. Üstelik onlara bu gücü Anayasa’nın bizzat kendisi versin. İşte bu nedenledir ki 1960 sonrasında iktidara gelen her parti Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay gibi kurumlar tarafından adeta bir cendere içerisinde sıkıştırılmıştır. Halk tarafından seçilen hükümetlerce çıkartılan kanun ve yönetmelikler Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmiş, birbiri peşi sıra parti kapatmaları yapılmış, gerekli uyarıları Anayasal kurumlarla almayanlar ise askerin verdiği muhtıralar ve MGK ve YAŞ toplantılarında yaşanan fırçalamalar neticesinde hizaya konulmaya çalışılmıştır.

Hasılı kelam “milli irade” denilen şey, sürekli olarak “ordunun” idareye el koyması olarak anlaşılmış, orduya ve anayasal kurumlara laf söyleyenler kelimenin tam anlamıyla aforoz edilmiştir.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen terörsel darbe girişiminin Türk siyasi yaşantısına en büyük katkısı, milli irade kavramına olması gereken anlamı kazandırmış olmasıdır. Türk halkı darbeye “darbe” ile karşılık vermiş, bu eylemiyle hem FETÖ denilen şerefsiz bir yapılanmaya hem de bundan sonra darbe yapmayı düşünenlere “YETER ARTIK SÖZ MİLLETİNDİR” demiştir.

Peki bundan sonra ne yapılması gerekiyor? Ne tür önlemler alınmalıdır ki bir daha bu türden alçakça saldırılara maruz kalmayalım? Aslında çok fazla düşünmeye gerek yok. Yaşanan olaylar alınması gereken tedbirleri zaten ortaya koymuş durumda. Öncelikle;

  • Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, HSYK, RTÜK, EPDK, TMSFve YÖK gibi denetimden yoksun kurumları Anayasa’dan çıkartalım demeye herhalde gerek bulunmamaktadır.
  • Ankara’da TBMM’nin etrafına konuşlanmış tüm askeri yapıları yerden yeksan edip bunun yerine 246 Milli İrade Şehidi için muhteşem bir kent parkı oluşturabiliriz.
  • Ankara’nın içinde ve etrafından yer alan tüm askeri birlikleri olması gereken şekilde çoklukla sınır bölgelerine kaydırabiliriz. Ankara’nın göbeğinde tank birliğinin hangi amaçla durduğunu mantıklı şekilde izah edebilecek tek bir Allah’ın kulu var mıdır?
  • General sayısının azaltılması, hareket kabiliyeti yüksek profesyonel bir ordunun kurulması gibi hususları herhalde konuşmaya bile gerek yok.

1960 darbesinde T.C. Hazinesi’nden çalınan altınlarla kurulan ve generallerin çiftliği olarak tasarlanan OYAK’ın kamulaştırılması ise Darbeci çetelerin finansal kaynaklarının kurutulması noktasında önemli bir girişim olacaktır.

Şimdi size büyük bir hırsızlık olayını anlatayım. 27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleştiğinde Adnan Menderes ve DP milletvekillerinin tamamı tutuklanır. Eskişehir Örfi İdare Kumandanlığı (Sıkıyönetim Kumandanlığı) 27 Mayıs 1960 müdahalesi sonrasında Eskişehir’de halka bir bildiri dağıtır. Bildiride aynen şunlar yazılıdır;

“Ankara‘daki bütün Hükümet Erkanı ve Demokrat Parti Başkanları, yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır. Beraberlerinde 12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalanmıştır. Sabık Başbakan Adnan Menderes ve Sabık Reisi Cumhur Celal Bayar Askeri Kumandanlık Tarafından Tevkif Edilmiştir. Eskişehirde matbaası olan herkes, bu havadisi basıp yayınlamalıdır. Vatanseverliğinize hitab ediyoruz. Demokrat Parti İl, İlçe ve Bucak başkanlarının kaçmalarına mahal vermeden tevkif edilmelerini ve askeri kuvvetler gelinceye kadar salınmamalarını rica ederim.”

Bu bildiriyi hazırlayan ve dağıtan ahlaksız Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe’dir. Bu şerefsiz, ahlaksız ve namussuz asker bozuntusu hayatta olsa da ona bir kaç tane soru sorabilsek. Birincisi o tarihte 12 tane uçağımız var mıydı? İkincisi bu uçakların inip kalkacağı havaalanının Eskişehir’de ne işi var? Üçüncüsü 12 uçak dolusu altını kim kaybetmiş de da kim bulmuş?

O yıllarda Devlet hazinesinde bir miktar altın var, doğru. Fakat bu altınlar ne oldu biliyor musunuz? Milletin altınlarıyla OYAK kuruldu. OYAK, 27 Mayıs darbesinden 8 ay sonra 3 Ocak 1961 tarihinde subayların ihtiyaçlarını karşılamak için devlet hazinesinden ÇALINAN 50 bin altınla kuruldu.

Anlayacağınız bugün iğneden ipliğe herşeyi üreten, onlarca sektörde faaliyet gösteren ORDU YARDIMLAŞMA KURUMU’nun anası babası danası kısaca herşeyi HAZİNE’ye yani TÜRK MİLLETİ’ne aittir.

PEKİ şimdi HIRSIZ KİM?

Hazine’nin parası ile OYAK’ı kurup, paraları cebe indirenler mi? Yoksa “devletin parasıyla evine maydanoz aldırdı” suçlamasına maruz kalıp idam ettirilen Adnan Menderes mi?

15 Temmuz 2016 FETÖ Darbesi’ne karşı millet tarafından karşı darbe düzenlendiğinde buna en çok sevinen kişiler herhalde diğer alemlerden bizleri tebessümle seyreden ve “intikamımızı 56 sonra aldınız, sizlere hakkımızı helal ediyoruz” diyen Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan olmuştur.

15/16 Temmuz 2016 tarihi, 1960 darbesine sesini soluğunu çıkartamayan Türk halkının Adnan Menderes ve arkadaşlarından özür dileyip “helallik” aldığı gün olarak tarihe geçmiştir.

Mezarınızda rahat uyuyun, intikamınız alınmıştır…

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir