Cumartesi , Haziran 25 2022
Anasayfa / Makaleler / ERDOĞAN’I ÖLDÜRELİM OLSUN BİTSİN…

ERDOĞAN’I ÖLDÜRELİM OLSUN BİTSİN…

(Article 139-04.03.2017)

İngiliz Guardian gazetesi 30 Mayıs 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasayı değiştirme arzusunu konu ederek “Erdoğan’ın daha fazla güç kazanmaması gerektiğini” belirten bir yazı yayımladı ve gerekçelerini sıraladı; “İstikrarlı bir Türkiye Avrupa ve Ortadoğu için hayati. Cumhurbaşkanı’nın daha fazla güç kazanması faydalı olmayacak” başlığıyla çıkan yazıda, öncelikle Türkiye’nin neden “önemli” bir ülke olduğu anlatılıyor.

İstikrarlı” derken bu ifadenin aslında bizim aleyhimize, kendilerinin lehine bir durum olduğunu sanırım anlamışsınızdır.

Gazete, Erdoğan’ın üstün siyasi yeteneklere sahip olmasını, ülkenin yoksul ve dindar kesimleri arasında güç kazanmasını temel endişe! nedenleri arasında sayıyor.

Guardian, Financial Times, Washington Post, New York Times, The Economist, Frankfurter Allgemeine, Bild ve daha birçok batılı medya kuruluşunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bu tarz dengesiz ve ahlaksız paylaşımlarda bulunmalarının esas nedeni güçlü bir Türkiye’nin ortaya çıkmasını engellemek.

Türkiye’nin kayıp yılları olarak isimlendirilecek 1993-2002 yılları arası dönem; ekonomik, siyasi ve politik krizler, faili meçhul cinayetler, terör eylemleri, yüksek faiz, devalüasyon, dış ve iç borç krizi ve yolsuzluklar gibi hatırlanması bile istenilmeyen bir dönemdir. Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2002 yılından beri bu ülkeyi kesintisiz şekilde istikrar içinde yönetiyor. AK Parti döneminde yapılanları gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti döneminde yapılanlarla mukayese edebilmek bile mümkün değil.

Türkiye’de artık; 65 yaş üzeri tüm vatandaşlar toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanabiliyor, insanlar kredi kartı borcundan dolayı hapis yatmıyor, vergi borcu olanlar yurtdışına rahatlıkla çıkabiliyor.

Kadınlar doğum borçlanması yaparak erken emeklilik hakkı kazanıyor, annelere çocuklarından dolayı eğitim parası veriliyor, okula giden çocuklara ücretsiz kitap dağıtılıyor, kişisel borçlarından dolayı emeklilerin maaşlarına haciz konulamıyor.

Öğrenciler okuduğu sürece “öğrenci kartı” imkânından faydalanıyor. Öğrencilere lisans, yüksek lisans ve doktora aşamasında karşılıksız burslar veriliyor, eskiden koğuş tipi yurtlarda kalan çocuklarımız şimdi otel konforundaki bir veya iki kişilik odalarda kalabiliyor.

İnsanlar acil bir rahatsızlık durumunda devlet ve özel sektör ayrımı olmaksızın istediği hastaneye ücretsiz gidebiliyor, yeni doğan çocukların sağlık gideri 18 yaşına kadar devlet tarafından karşılanıyor.

2009 öncesinde vatandaşlık hakkını kaybedenler otomatik olarak yeniden vatandaş olabiliyor. 28 Şubat sürecinde disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlar tekrar memuriyete dönebiliyor, insanlar çocuklarına istedikleri ismi koyabiliyor, Kürtçeyi rahatlıkla konuşabiliyor, kızlarımız üniversitelere, okullara ve tüm kamu kurumlarına başörtülü olarak girebiliyor, çalışabiliyor.

Engelli çocuğu olan annelere erken emeklilik imkânı sağlanıp, engellilere maaş bağlanıyor. Hastalarımız ilaçlarını istediği eczaneden ücretsiz alabiliyor, emekli maaşları istenildiği takdirde evde ödenebiliyor, yaşlı ve bakıma muhtaç kişilere evde temizlik, sağlık ve bakım hizmeti verilebiliyor.

İnsanlara karakollarda işkence yapılmıyor, MERNIS ve e-devlet hizmeti sayesinde sabıka kaydından ikametgâh belgesine kadar hemen her türlü evrak bilgisayardan temin edilebiliyor, her türlü vergi ödemesi internet üzerinden yapılabiliyor.

Yapılan barajlar sayesinde büyük şehirlerde artık su ve elektrik kesintileri yaşanmıyor. Son 13 yılda inşa edilen otoban, köprü, tünel, demiryolu ve havaalanları ile insanlar istediği yere kısa sürede ulaşabiliyor. Yüzlerce ülkeye vizesiz seyahat edilebiliyor.

Bu kadar mı? Hayır. Türkiye artık kendi uçağını, kendi helikopterini, kendi insansız hava aracını, kendi hızlı trenini, kendi tankını, kendi otobüs ve otomobilini rahatlıkla üretebiliyor, uzaya uydu gönderebiliyor, topunu tüfeğini yapabiliyor.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden getirdiği 232 ton altın tutarındaki ganimet rakamına bir daha asla ulaşamayan Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti hazinesi, 497 yıl sonra ilk defa 2013 yılında 580 tonluk altın stokuna ulaşabiliyor.

Faiz oranları 160 yıl sonra ilk defa tek rakamlı hanelere düşebiliyor, İstanbul Boğazı’nın altına Marmaray ve Avrasya tünelleri yapılabiliyor, İstanbul’a dünyanın en büyük havalimanı inşa edilebiliyor, İstanbul Boğazı’na Yavuz Sulta Selim Köprüsü ve İzmit Körfezi’ne dünyanın en yüksek ve en geniş asma Osman Gazi Körfez Geçiş Köprüsü yapılabiliyor.

İşte tüm bunları başardığı için, başörtüsünden dolayı “karafatma” benzetmesi yapılan kardeşlerimizin hak ettikleri saygıyı görmeleri için, Mavi Marmara olayında dimdik durduğu için, Mısır’daki darbeye “darbe”, Suriye’de yaşananlara “katliam” dediği için, TL’den altı sıfırı bir kalemde attığı için, hayal dahi edilemeyen “Sağlık Reformu”nu gerçekleştirdiği için, yıllardır bitirilemeyen Karadeniz Sahil Yolu’nu ve Bolu Tüneli’ni bitirdiği için, “Kıyamete kadar” ödenemeyeceği zannedilen IMF borçlarını sıfırladığı için, “IMF’den borç alınmazsa ülke batar” nutku atan TÜSİAD mensuplarına haddini bildirdiği için, “Kürt sorunu” konusunda çözüme yönelik adımlar atıp “barış süreci”ni başlattığı için, İsrail’e One Minute dediği için, köprüler, havalimanları, otobanlar inşa ettiği için, yeni metrolar inşa ederek İstanbul’u yeraltından ve yer üstünden birbirine bağladığı için, hızlı treni yaptığı için, Kudüs’e Mekke ve Medine’ye sahip çıktığı için, İslâm’ın ve Müslümanlığın son kalesi olduğu için, tüm terör örgütleriyle mücadele ettiği için, Erdoğan’ın bu devletin başından uzaklaştırılması gerekiyor!

Hatta bu da yetmez!

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’ın Sultan Abdülaziz gibi bilekleri kesilerek veya Adnan Menderes gibi idam edilerek veya Turgut Özal gibi zehirlenerek öldürülmesi gerekiyor!

Fakat kim ne derse desin, en sonunda halkın dediği olacak. Türk halkı kimin ne iş yaptığını, kimin boş boş konuştuğunu çok iyi biliyor. Yapılanlar ve yapılacaklar ortada.

İster EVET deyip büyümeye yelken açalım, ister HAYIR deyip karanlığa gömülelim.

Bundan sonrası Türk halkının kararı…

Dr. Mehmet Hakan Sağlam

Bunada Bakın

SİZLER; MUSTAFA KEMAL’İN DEĞİL ASKERLERİ, İTİNİN PİSLİĞİ BİLE OLAMAZSINIZ…

(Article 258 – 05.09.2019) Son dönemde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar toplumun giderek kutuplaştığını ve bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir