Anasayfa / Konferanslar / YENİ DÜNYA DÜZENİNİN İNŞASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE KARAMAN’IN GELECEĞİ KONFERANSI

YENİ DÜNYA DÜZENİNİN İNŞASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE KARAMAN’IN GELECEĞİ KONFERANSI

Paylaş:

YENİ DÜNYA DÜZENİNİN İNŞASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE KARAMAN’IN GELECEĞİ…

06 Nisan 2017-Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 15 Temmuz Konferans Salonu 

Saat 14.00 Karaman

 

 

KONGRE TEBLİĞİ 

 

Tarih bir olaylar bütünüdür ve hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. Tarihten ibret alınmadığı için aynı hatalar tekerrür edip duruyor.

Mehmet Akif Ersoy: “Tarih tekerrürden ibarettir diyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?” diyor.

Maalesef bizde gerçek tarih yazıcılığı oluşmamış. “Resmi tarih” denilen şey büyük bir yalanlar silsilesi olarak her daim tartışılmıştır.

Onun için bugün sizlere müsaadeniz olursa farklı açıdan bir “iktisadi analiz” yapacağım.

İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmış yabancı kaynaklardan çeviri yaparak Türk tarihi yazamazsınız. Osmanlı arşivlerinde milyonlarca milyarlarca arşiv belgesi duruyor ama bilim insanlarımız Osmanlıca bilmediği için bu kaynaklardan özgün eserler çıkartamıyor.

Harf devrimi bu toplumun ve ülkenin 3000 yıllık sosyo-kültürel bilgi birikimini sıfırlayıp tüketti. 20. Yüzyılda alfabesini değiştiren iki millet var: Türkler kendi öz alfabesini bırakıp Latinceye dönerken, Yahudiler Latinceyi terk edip İbraniceye dönmüştür.

Küçük olaylar büyük değişimlere yol açar. Osmanlı’nın Avrupa kıtasına hızla yayılmasına minik bir farenin neden olduğunu kaç kişi bilir?

Yoksa sizlerde kendine has ekonomi politikası ve teknolojisi olmadığı için Osmanlının çöktüğüne inananlardan mısınız?

Peki 623 yıl dimdik ayakta kalan bu devlet sadece çok iyi ok-kılıç ve kalkan kullandığı için mi bu kadar fütuhata imza attı?

Osmanlı devleti müthiş bir devlet düzeni kurmuştur. Ekonomisi, kurumları, meritokrat idarecileri, vakıf, vergi ve tımar sistemi, geleceği yönelik yüksek öngörülü liyakatlı yöneticileri çağının son derece önündedir.

Bu kadar girizgahtan sonra “Nasıl bir Türkiye kuruluyor?” biraz da bu konulara girelim.

1347-1351 Kara Veba

Büyük veba salgınında Avrupa nüfusunun 1/3’ü yok oldu. Kırım üzerinden Avrupa’nın Cenova, Messina, Venedik limanlarına ulaşan veba mikrobu, Paris, Londra ve İskandinavya’ya kadar etkili oldu. 25 milyon kişi öldü.

Avrupa eski nüfusuna ancak 150 yıl sonra ulaşabildi.

1352 yılında Türkler Gelibolu’da Çimpe kalesine alarak Avrupa’ya ayak bastı ve hızla ilerlemeye başladı. Bu yayılmada hem Veba salgını hem de köle konumundaki Avrupalı köylülerin kendilerini hür köylüye dönüştüren Osmanlıya tabi olmaları çok etkili oldu.

1453 İstanbul’un fethettik. Ancak sadece 35 yıl sonra Ümit Burnu keşfedildi ve bundan 10 yıl sonra da Hindistan’a ilk deniz seferleri başladı. Kırım ve Kefe üzerinden yapılan ticaret hızla geriledi.

Fatih ve 2. Bayezid, ticaret gelirlerini canlı tutabilmek için Ceneviz ve Venedikli tüccarlara imtiyazlar verdi. Cumhuriyet rejimi yıllarca bu anlaşmalara “kapitülasyon” ismini verdi, ancak aslında karşılıklı ticaret anlaşmasından başka bir şey değildi.

1488 ÜMİT BURNU KEŞFEDİLDİ.

1497-1498 Vasgo De Gama Hindistan yolunu buldu. İPEK YOLU önem kaybetmeye başladı. Fatih-2. Beyazıt- Kanuni ve sonraki hükümdarların ticaret anlaşmaları yapmasının nedeni Anadolu üzerinden yapılan ticareti canlı tutabilmektir.

Buhar enerjisi Sanayi devriminin ateşleyicisidir. 

1698 Buhar makinası (Thomas Savery) yeni bir yüzyılın başlangıcı oldu.

Sanayi devriminin başlangıcı ise 1733’te uçan mekiğin bulunmasıdır.

Pamuklu dokumadaki devrim, iplik eğirme teknolojisinden önce, dokumacılığın diğer bölümünü oluşturan dokuma teknolojisinde oldu. Bu teknolojiyi yaratan İngiliz John Kay’dır. 1733 yılında mekik atma işlemini otomatikleştirerek üretimi hızlandıran “uçan mekik” i (flying shuttle) yaratmıştır.

İşte bu andan itibaren İngiltere’nin Osmanlıya ilgisi yoğunlaşmaya başladı.

İngiltere ve Fransa’ya o yılların en önemli hammaddesi olan PAMUK lazımdı. Ancak en yakın pamuk kaynağı Osmanlı coğrafyası idi.

Osmanlı’daki PROVİZYONİZM ve TEKEL uygulaması ihracata izin vermiyordu. Bu aşamadan sonra Osmanlı’nın kuyusu kazılmaya başlandı. Modelin en önemli ilkesi olan provizyonizmin amacı, halkı mem­nun etmek veya susturmak gibi gündelik siyasete bağlı değildir; ekonomiyi işler vaziyette tutarak halkın yaşamasını ve tabiî halkla birlikte ordunun, bürokrasinin, sarayın vs. herkesin kıtlığa düşmeden yaşamasını sağlamaktır. Bunu yaparken, halkın adalet içinde refahı düşünülür. Ancak bu, siyasetin bir gereği olarak değil de, dinin emri olarak yapılır. Zira İslâm’a göre halk, yöneticilere Allah’ın bir emanetidir.

Provizyonizm iç pazarda mal arzını yüksek tutmak üzere ihracatı engel­ler, ithalâtı serbest bırakır. İç talebi karşılamadıkça bir malın ülke dışına çıkmasını engeller ve buna karşılık ithalini teşvik eder.

Osmanlı fethettiği ve kendisine kattığı toprakların ve insanların kültürünü benimseyen bir anlayışa sahiptir. PRONOİA – İKTA VE TIMAR birebir aynıdır.

Osmanlının gerilemesi 1683 II. Viyana Savaşı ile değil Sanayi devrimi ile başlamıştır.

SANAYİ DEVRİMİ VE SONRASI

Osmanlıyı bölmek için ilk girişimler Ortadoğu’da başlamıştır.

  1. MUHAMMED BİN ABDÜLVEHHAB – HEMPHER.

Hempher’in (Muhammed) anıları;

Hempher 1710 yılında Mısır, Irak, İstanbul ve Basra’da görevlendiriliyor. Bir yıl kadar İstanbul’da kalıyor, 1713 yılında da Basra’ya geliyor. Marangoz Abdurriza isimli birinin yanında çalışmaya başlar. Buraya 14 yaşında bir çocuk çok sık gidip gelmektedir. İsmi Muhammed bin Abdulvehhab Necdi. Görünürde Sünni olmasına rağmen Şiiler hakkında asla konuşmaz, Allah’ın kitabında mezhep denilen bir şey yok değip hadis-i şeriflere önem vermezdi.

 “Ben, Necdli Abdulvehhab ile çok yakın arkadaşlık kurdum. Daima onu övüyordum. Bir gün ona; “Sen Ömer ve Ali’den daha büyüksün. Peygamber şimdi hayatta olsaydı, onları değil seni kendine halife tayin ederdi. Ben, İslamın senin elin üzerinde yenilenmesini ve yükselmesini umuyorum. İslamı cihana yayacak biricik alim sensin” dedim.

CİHAT OLAYI – MUTA NİKAHI – İÇKİ – NAMAZ – RÜYA

1738 yılında ona bir rüya uydurdum. “Dün gece Peygamberimizi rüyada gördüm. Bir kürsüde oturuyordu. Etrafında hiç tanımadığım alimler vardı. Siz girdiniz. Yüzünüz nur gibi parlıyordu. Peygamberin yanına vardığınızda Peygamber yerinden kalktı ve her iki gözünüzün arasını öptü. Ve sen benim adaşım, ilmimin varisisin, din ve dünya işlerinde benim vekilimsin dedi. Sen dedin ki, Ya Resurullah! Ben ilmimi insanlara açıklamaktan korkuyorum! Peygamber cevaben, sen en büyüksün, hiç korkma” dedi.

Muhammed bu rüyayı duyduktan sonra sevinçten uçuyordu. Birkaç defa doğru söyleyip söylemediğimi sordu. Ben de her seferinde yemin ettim.

Birkaç gün sonra VEHHABİLİK MEZHEBİNİ İLAN ETTİ.

1738 Vehhabiliğin ortaya çıkışı

1789 Fransız İhtilali

1803 Taif ve Mekke’nin Abdülaziz İbn Suud tarafından ele geçirilmesi

1804 Sırp İsyanı

1806-1812 Osmanlı Rus savaşı – 1812 Bükreş Anlaşması

1821-1829 Mora İsyanı – Yunan İsyanı

1827 Navarin’de Osmanlı donanmasının Ruslar tarafından yok edilmesi.

1830 Yunan Krallığının kurulması

1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı – Edirne Anlaşması

1831 Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı

1838 Baltalimanı ticaret anlaşması: Baltalimanı Antlaşması’nın getirdiği düzenlemelerin bir diğer bölümü ise gümrük vergilerinin düzeyine ilişkindi. 1838 öncesinde Osmanlı Devleti hem ithalat hem de ihracat üzerinden %3 oranında gümrük vergisi al­maktaydı. Ayrıca, yerli ve yabancı tüccarlar, mallarını imparatorluk içinde bir bölgeden diğerine taşırlarken %8 oranında bir iç gümrük vergisi ödemek zorundaydılar. Baltalimanı Antlaşması ihracata uygulanan vergileri %12’ye çıkarıyor, ithalattan alınan vergiyi ise % 5 olarak saptıyor­du. Ayrıca, yerli tüccarlar iç gümrükleri ödemeye devam ederlerken, ya­bancı tüccarlar bu uygulamanın dışında bırakılacaktı. Böylece yabancı tüc­carlar önemli bir ayrıcalık elde etmiş oluyorlardı.

1854 – İlk borç

Osmanlının ilk dış borcu ve borçlanmasının seyri…

Osmanlı ilk dış borcunu 1854 yılında Kırım Savaşının finansmanı amacıyla aldı. Bu borcu birbirini takip eden 16 dış borç anlaşması daha izledi. 1871 yılına kadar. Bu borçlar o kadar kötü şartlarda imzalanmış borç anlaşmalarıdır ki devletin kasasına giren para miktarı toplamda 127 milyon lira olduğu halde, devletin borçlandığı miktar 239 milyon liradır. Bu durum ihraç fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklanıyordu. Çıkartılan borç tahvillerinden birisi dışında tamamı iskontolu olarak ihraç edilmiş, iskonto rakamının bazı borçlanmalarda %65-70’lere ulaştığı olmuştur. Üstelik bu 239 milyonun anapara ve faiz taksitleri dahi o zamanki Osmanlı devlet bütçesinin %59’una eşittir. Devlet borç taksitlerini ödeyemeyince 1874 yılında tüm borç taksitlerini ertelediğini yani daha açık bir ifadeyle moratoryum ilan ettiğini açıklar. Bu durum 1879 yılına kadar devam eder. Borçların alınması karşılığında genelde çeşitli vilayetlerin aşar ve ağnam vergileri teminat gösterilir. Osmanlının en büyük hatası bütçe açıklarını kapatmak için dolaylı vergilere ağırlık verip vergi toplama yerine, daha basit bir yol olan borçlanma yöntemini tercih etmiş olmasıdır. Alınan paralar ise esas olarak cari harcamalara, bazı demiryolu projelerinin yapımı, bataklıkların kurutulması ve bölgesel sulama projeleri gibi işlerde kullanılır. Bu arada 1877-78 yıllarında Osmanlı-Rus Harbi yaşanır. Osmanlının acil para ihtiyacı vardır, ancak dış piyasalardan borç alması imkansızdır. Devletin yardımına birbirlerine kadim dost gözüyle bakan Galata Bankerleri yetişir ve savaşın finansmanını önemli ölçüde yüklenirler.

1874 – Osmanlının iflası

Namık Kemal, 1867’de hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi.

1876 Abdülaziz’in tahttan indirilmesi

1876 Abdülhamit’in tahta çıkışı

1877-78 Osmanlı Rus Savaşı

1879 Rüsumu Sitte İdaresi’nin kuruluşu

Galata Bankerleri ve Rüsum-ı Sitte…

  1. Abdülhamit gerek Galata bankerlerine olan vefa borcunu ödemek gerekse yabancı alacaklıları anlaşma masasına oturtabilmek için önemli bir adım atar ve borçlarının ödenmesi hususunda anlaşma masasına davet eder. Bu arada Avrupalı alacaklılar Osmanlıyı köşeye sıkıştırmak ve alacaklarını devletlerarası bir borç şekline dönüştürmenin çabası içindeydiler. Rus Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devletine Berlin Konferansı sırasında dayatılan konuların başında dış borçlar meselesi geliyordu. Ancak Osmanlı bu konunun devletler arası bir konu olmadığını, Osmanlı devleti ile Osmanlıya borç veren şahıslar ve bankalar arasında çözümlenmesi gerektiğini savundu ve bu konudaki dayatmaları kabul etmedi. Neticede Berlin Konferansı Osmanlının tezi yönünde şekillendi. Ancak Avrupalı alacaklılar masaya oturmakta direniyordu. Bu direnişi kırmanın yolu ise Galata Bankerleri ile anlaşmaktan geçiyordu. 1879 yılında Galata Bankerleri ile Osmanlı Devleti arasında 8,725,000 liralık borcun geri ödenmesi hususunda anlaşma imzalandı ve Osmanlı devleti altı adet vergi kaynağının toplanması hususunda Galata Bankerlerini mültezim olarak görevlendirdi. İçki, damga pulu, İstanbul ve civarı deniz ürünleri vergisi, İstanbul, Samsun, Edirne ve Bursa ipek öşürü, tömbeki ve tütün inhisarı gelirleri “Altı Vergi İdaresi” olarak Türkçeleştireceğimiz bir şekilde Rüsum-ı Sitte İdaresine tahsis edildi. 5714 çalışanı olan bu idare altı vergiyi devlet adına 10 yıl süreyle toplayacak ve borçlarını tasfiye edecekti.

1881 Düyun-ı Umumiye

1903 BENYAMİN KELDANİ (ABDULEHAD DAVUD) İNCİL VE SALİB – ALLAH BİR MİDİR ÜÇ MÜDÜR?

1905 Abdülhamit’e suikast. 21 Temmuz 1905. Padişah II. Abdülhamit’e Yıldız camisindeki cuma selâmlığından çıkmış, arabasına ilerliyordu. Padişah II. Abdülhamit ile Şeyhülislâm Cemalettin Efendi arasındaki konuşma oldukça uzamıştı. Tam bu sırada korkunç bir patlama yaşandı ve 26 kişi ölürken 58 kişi yaralandı. Tevfik Fikret denilen alçak, “Bir Lâhza-i Ta’ahhür – Bir anlık duraklama” isimli şiirini kaleme alır.

1909 – 31 Mart vakası ve Abdülhamit’in tahttan indirilmesi

OSMANLIYI İTTİHATÇILAR PARÇALADI…

1912 Balkan Savaşları

1915 Çanakkale Savaşı – Ülkenin tüm insan birikimi yok oluyor.

1914-1918 Cihan Harbi

 

1923 Lozan Anlaşması

1960 – 27 Mayıs Darbesi

1961 IMF ile ilk stand-by anlaşması yapılması

 

1974 Kıbrıs Barış Harekatı – Emperyal Türkiye korkusu Batıyı endişelendirdi.

1974-1985 arasında ASALA başımıza bela edildi.

 

VEKÂLETLER SAVAŞI

1974’de FETÖ-MUHAMMED KESNİZANİ-MUHAMMED TAHİR EL KADİRİ icat edildi.

TELKİN – TAHT – TAVUS prensibi 1710’dan beri uygulanmaktadır.

Telkin sürecinde; örgüt evlerindeki profesyonel kişilerce tertip edilen özel sohbet toplantılarında tarikat mensupları Şeyh Efendi’ye karşı koşulsuz saygı duymaya kodlanır.

İkinci aşamada; Allah adına, “taht” ikramı yapılır. İşsiz güçsüz insanlara devlet kademesinde, belli bir komisyon karşılığında iş teklif edilirken, hali hazırda devlet memuru olanlara da makamda yükselecekleri vaat edilir.

Üçüncü aşamada “tavus” devreye girer. Tavus devreye girdi mi, artık büyünün, ezoterik anlatımların, kehanet ve kerametlerin yolu açılır. Müritlerin rüyalarına giren “Peygamber” mesajları! ve çağdaş hipnoz yöntemleri kullanılarak müritler adeta uyuşturulur ve kelimenin tam anlamıyla; zihinleri kontrol altına alınan ve her istenileni sorgusuzca yerine getiren birer “mankurt” sürüsüne dönüştürülür.

 

1980 Darbesi ( 12 Eylül)

1983 yılından sonra ise PKK yaratıldı.

Margaret Teacher 1990 yılında İskoçya’daki NATO toplantısında “Rusya çöktü, şimdi NATO’yu dağıtacak mıyız? Rusya gitti ama İslam var. YENİ DÜŞMANIMIZ İSLAMDIR” ifadesini kullanmıştır.

Buna ortam yaratmak için 1990’da Saddam Kuveyt’i işgal etti.

1991’de 1. Körfez Savaşı başladı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da köktenci akımlar kuvvetlendi. (EL KAİDE)

11 Eylül 2001 İkiz Kulelere saldırı. ISLAMOFOBIA’yı yarattı.

2001 Afganistan’ın işgali.

2003 Irak’ın işgali

3 Kasım 2002 AKP İktidarı

2007 Cumhuriyet Mitingleri

2013 Mart IMF’nin tasfiyesi. Türkiye en büyük altın rezervine ulaşıyor. 520 TON. (Avrupa Merkez Bankası’nın rezervi 504 Ton) (YAVUZ SULTAN SELİM 260 TON)

31 Mayıs 2013 Gezi Olayları

17/25 Aralık 2013 Yargı ve EMNİYET darbesi

15 Temmuz 2016 Darbesi

 

Türkiye Türklere terk edilemeyecek kadar önemli bir konuma gelmiştir.

CHURCHİLL: TÜRKİYE KURUDUKÇA SULANMALI, BÜYÜDÜKÇE BUDANMALI.

Çünkü uyuyan devin uyandığını, 100 yıldır uyuşturulan Türk halkının kendine geldiğini, adım adım tüm coğrafyada üstünlük kurmaya başladığını fark ettiler.

IMF kapılarında para dilenen, Batılıların karşısında el pençe divan duran bir Türkiye artık yok. Ekonomik açıdan kimseye muhtaç olmayan, dev projeleri profesyonelce finanse edebilen bir Türkiye var.

Gezi Olaylarının çıkış sebebi IMF borçlarının sıfırlanmasıydı. Siyasi ve politik istikrasızlık yaratılarak faizler tırmandırılacak, para politikaları alt üst olacak, Türkiye tekrardan IMF’ye kurban edilecekti.

17/25 Aralık’ın çıkış sebebi Hükümet’in düşürülmek istenmesiydi. Her denileni yapacak, Avrupalılara kafa tutmayacak, kamu şirketlerinin üç kuruş beş paraya Batılılara peşkeş çekileceği bir yönetim işbaşına getirilecekti.

15 Temmuz Darbesi’nin çıkış sebebi ise Türkiye’nin kontrol edilmesi, ele geçirilmesi, parçalanması, yeni uydu devletçiklerin kurulacağı yeni bir paylaşıma imkan tanımaktı.

Darbeci askerlerin köprünün Asya yakasından trafiği kesmelerinin nedeni ise sadece İstanbul’u kapsayan özerk bir DEVLET oluşumunu gerçekleştirmekti. Şundan son derece emin olun ki, eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı AYASOFYA’dan ÇAN SESLERİ yükselecekti. Fatih’in 1453’de fethettiği bu mübarek şehir ki ben İSLAMIN SON KALESİ diyorum, 563 yıl sonra tekrardan Hıristiyanların eline geçecekti.

Bakınız gazeteci gazeteciliğini yapmadığı için, bilim adamı ilimle uğraşmadığı için, bugün saçma sapan işleri tartışmak zorunda kalıyoruz.

EN ETKİLEYİCİ ALTYAPI YATIRIMLARI diye bir arama yapın. İçinde Avrupa’dan tek bir ülke göremeyeceksiniz. (Biggest and Best Infrastructure Projects)

Son 20 yıl içerisinde Avrupa genelindeki mega projeleri okuyacağım size;

  • Platz Yeniden Geliştirme Projesi, Berlin, Almanya 2,5 milyar dolar
  • Madrid Finans Bölgesi Projesi, İspanya 1 milyar dolar. Her biri 240 metre yüksekliğindeki dört gökdelenlerden oluşan bir kompleks.
  • Bilbao Yenileme Projesi, Bilbao, İspanya 1,5 milyar dolar.
  • La Défense, Gökdelen projesi, Paris, Fransa 2,5 milyar dolar.
  • İsviçre’de Saint Gotthard Tüneli (AB üyesi değil)

 

Amerika’da CNN tarafından yapılan bir araştırma sonucunda mega projeler şunlar;

  • Panama Kanalı genişletme projesi
  • Marmaray
  • Avrasya
  • Beijing Havalimanı
  • BAE Etihad Demiryolu şebekesi
  • Haydarabad metrosu
  • Kenya, Ethiopia and Güney Sudan yol ağı projesi
  • Derince Barajı
  • İstanbul Havalimanı Projesi
  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü
  • Londra Demiryolu Şebekesi yenileme projesi
  • İsviçre’de Saint Gotthard Tüneli

Türkiye’de ise;

  • İstanbul Finans Merkezi Projesi,
  • Avrasya
  • Marmaray
  • Havalimanı 23 Milyar dolar. Atatürk Havalimanı dahi mevcut haliyle Heatrow, Frankfurt ve Hollanda Shipol havalimanı bitirdi.
  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü-
  • Osman Gazi Köprüsü
  • Çanakkale Köprüsü
  • Nükleer Santrallar
  • Derince Barajı, ABD’deki Hoover barajından sonraki en büyük baraj projesi.
  • THY başlı başına bir başarı hikayesidir. Lutfthansa, KLM, British Airways bitti.
  • Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Projesi’nin dünyada örneği bile yok.

TRANSASYA DEMİRYOLU HATTI İLE İPEK YOLU YENİDEN KURULDU. Türkiye, Rusya ve ÇİN’in yanında yer alan ülkeler zenginleşecek, gerisi batacak.

Çin-Kırgızistan-Özbekistan-Türkmenistan-İran-Azerbaycan-Gürcistan ve bu güzergah üzerindeki diğer tüm Doğu toplumlarının malları Trans-Asya demiryolu ile Türkiye üzerinden taşınıp Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden oluk oluk Avrupa’ya akacak. Taşıma maliyetleri ve taşıma süreleri en alt seviyeye inecek. Yük ve konteyner gemileri ile Avrupa limanlarına iki üç ayda ulaşan Uzakdoğu malları, sadece bir hafta içerisinde Avrupa’nın göbeğine taşınacak.

Büyük oranda tamamlanan koridorun, bütün halinde çalışır hale gelmesi durumunda Çin ile Türkiye arasındaki mal sevkiyat süresi 30 günden 10 güne düşecek. Yine Pekin’den deniz yolu ile 2 ayda teslim edilen ürünler, 2 haftadan kısa sürede İstanbul’da olacak. Karayolu mesafesinde de 3 bin kilometrelik azalma sağlanacak.

Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Bakü-Tiflis-Kars ve Edirne demiryolu projeleri Modern İpek Yolu’nun orta koridorunu oluşturuyor.

Batılıların temel endişe ve korkusu işte bu projeden kaynaklanıyor. 1488 yılında Bartlemeo Dias’ın keşfettiği ve Doğu ülkelerinin fakirleşmesine yol açan Ümit Burnu artık önemini kaybetti. Çin’den çıkan mallar TRANS ASYA demiryolu hattı ile bir haftada AVRUPA’ya taşınacak.

Gemi konteyner taşımacılığı yapan şirketler, sigorta şirketleri, gümrük ve liman işletmeleri batacak. Avrupa’da işsizler ordusu oluşacak.

ENERJİ KORİDORU MESELESİ ve KUZEY SURİYE İLİNTİSİ

TANAP, NABUCCO, Beyaz Akım, Türk Akımı, Mavi Akım, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Türkmenistan, Katar ve Irak’tan gelen petrol ve doğalgaz boru hatları dünya ekonomisinin tüm dengelerini alt üst etti.

EN ÖNEMLİ KONULARDAN BİR DİĞERİ İSE NÜFUS

Çöken bir Avrupa ekonomisi var. 1950 yılında dünya nüfusu 3,5 milyar iken Avrupa nüfusu 550 milyon idi (%21,7). Bugün ise dünya nüfusu 7,2 milyar, Avrupa nüfusu 742 milyon (%10,3).

Beşeri sermayenin arttırılması gerekiyor. Nüfus artış hızında Türkiye orta sıralarda ancak tehlike arz ediyor.

Avrupa’ya gelince esas sorun onlarda. Nüfusları hızla azalıyor. 27 AB ülkesinin 14 tanesinin nüfusu azalıyor, 12’si başa baş, 2 tanesi artıyor. Onlarda göçmen kabul ettiği için.

Avrupa genelinde ortalama yaş 41,5, 80 yaş ve üzeri nüfusun oranı ise yüzde 4,9 olarak hesaplandı. 2050 yılında 80 yaş üzeri nüfus %17’lere ulaşacak.

BİR DİĞER SORUN; LİDER SIKINTISI

Şu an dünyada kaldıraç etkisi yaratabilecek lider yok. Putin ve Erdoğan hariç hiçbir liderin toplumsal tanınmışlığı, itibarı ve gücü yok.

  • İngiltere; Churchill, Margaret Teacher,
  • ABD; Rooswelt, Kennedy,
  • Franco, De Gaulle,
  • Almanya; Hitler,
  • Rusya; Lenin, Stalin, Gorbaçov, Putin,
  • İtalya; Mussolini,
  • Irak; Saddam,
  • Libya; Kaddafi,
  • Mısır; Cemal Abdül Nasır,
  • Türkiye; Atatürk, Erdoğan

ERDOĞAN’ı kendi ülkelerine lider yapmak isteyen o kadar çok ülke var ki.

ÜLKELERİ YURT İÇİ HASILALARINA GÖRE MUKAYESE EDELİM.

AVRUPA

Avrupa’da 42 ülke var. 27’si AB üyesi. Türkiye GSH sıralamasında 8. Sırada 900 milyar dolar. 22 ülkenin toplamı ancak Türkiye ediyor.

AFRİKA

Afrika’da 54 ülke var. Toplam GSH tutarı 2,2 trilyon dolar (yani 3 Türkiye). Afrika’daki 48 ülkenin GSH’sı ancak Türkiye’nin GSH’sına denk gelebiliyor.

İŞSİZLİK ORANLARI

AB ülkelerinde işsizlik oranları

Yunanistan’da işsizlik oranı %23,

İspanya’da işsizlik oranı %18.2

Kıbrıs %14.1

İtalya ve Hırvatistan %11.9

Portekiz ve Fransa ve Litvanya %10.2

Avrupa Bölgesi  ortalaması % 9,6

 

EURO ve DOLARIN SONU GELİYOR…

DÜNYA DOLAR REZERVİ (52 trilyon dolar-1.500.000 ton altın) SADECE MERKEZ BANKALARI 35 TRİLYON DOLAR (1,000,000 TON ALTIN)

DÜNYADAKİ ALTIN MİKTARI İSE 100,000 TON

Türkiye 124 milyar dolar ile 17.

ABD 116 milyar dolar ile 19. sırada

DÜNYA ALTIN REZERVİ SADECE MERKEZ BANKALARI 31,500 TON

Türkiye 520 TON – 12. sırada

ABD 8,133 TON – 1. Sırada (Kağıt parayı basıyor dünyanın tüm altınlarını satın alıyor)

 

SWIFT kodu veya BIC kodu Uluslararası para transferlerinde ve haberleşmede kullanılan bir kod sistemidir. Kodlar finans kuruluşunun ismi, bulunduğu şehire göre verilmesi esastır. Her finans kuruluşunun merkezlerine ve birimlerin yaptığı işlere göre bir veya daha fazla kodu bulunabilmektedir. Operatörlerin bilgisayar aracılığıyla girdiği kodlar ve mesajlar karşı bankaya özel bir ağ yardımıyla iletilmektedir.

MERKEZ: AMERİKA- HOLLANDA – İSVİÇRE

Uluslararası ticarette genel olarak SWIFT veya BIC ifadeleri kullanılır. Swift bu standardı sağlayan Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication kurumunun baş harflerinden gelir. BIC ise Bank Identifier Codes (Banka tanımlama kodları) ifadesinin kısaltılmasıdır. Swift, söz konusu bankayı belirten 8 veya 11 haneli bir koddan ibarettir. Tüm dünya bankacılık sisteminde SWIFT kodları standarttır.

INTERNATIONAL BANK ACCOUNT NUMBER (IBAN)

ABD SWIFT CODE VE IBAN sistemiyle istediği anda dünyanın tüm servetini 10 saniye içerisinde üzerine geçirebilir, dünya ekonomisini kilitleyebilir, ödemeleri durdurup istediği ülkede kaos yaratabilir, bu sayede isyan ve ayaklanma çıkartabilir.

HERŞEYİN BAŞI İHRACAT

2000’li yılların başında kerameti kendinden menkul bazı iktisatçılar çıkıp “2025 yılında doların hegamonyası bitecek, Euro dünyaya egemen olacak” şeklinde açıklamalarda bulundular. Halbuki bir parayı güçlü para yapan gerçek unsur arkasındaki “üretim gücüdür”.

Üretim olursa, ihracat yapar, ülkeye yabancı para girişi sağlarsınız. Üretim yoksa ülkeye nasıl DÖVİZ GİRER? Ya borç alacaksınız, ya da hibe ve bağış.

Ülke içindeki DÖVİZ ARZINI arttırmanın tek yolu İHRACATTIR.

NE YAPILMASI GEREKİYOR?

Devletin uzun vadeli bir stratejik plan ortaya koyması gerekiyor. Avrupa’nın en büyük ihracatçı şirketlerine yaklaşıp onları Türkiye’de üretim yapma ve onların birer Türk şirketi olabilmesi hususunda ciddi teşvikler verilmesi gerekiyor.

İKEA – İSVEÇ firması. Yıllık satışı 28 milyar Dolar. Dünya’da bir yılda 53 milyon İNCİL basılıyor, 160 milyon İKEA kataloğu basılıyor. İsveç’te kurumlar vergisi %22, KDV %25

ThyssenKrupp –ALMANYA. 43 Milyar EURO satış hasılatı.

SIEMENS – Almanya – 72 Milyar EURO satış hasılatı. Almanya’da vergi oranları: KV %29.72, KDV %19.

Hepimizin kulağına aşina olan bazı şirketleri bunların bir yıllık cirolarını birkaç örnekle bilgilerinize sunmak istiyorum;

Walmart (ABD)                482 Milyar Dolar

Volkswagen (Alman)        237 Milyar Dolar

Apple (ABD)                    234 Milyar Dolar

BP (İngiliz)                        233 Milyar Dolar

Samsung (Güney Kore)     177 Milyar Dolar

General Motor (ABD)       152 Milyar Dolar

Sadece Apple ve Samsung gibi iki tane örnek bile Türkiye’nin sanayileşme ve ihracat politikasını yeni baştan gözden geçirmesi ve planlaması için yeterlidir. 65 bine yaklaşan ihracatçı şirket ile yapabildiğimiz ihracatın tamamı 160 milyar dolar düzeyinde iken, Amerikan Apple firması tek başına 234 milyar dolarlık satış hasılatı ile Türkiye’nin neredeyse 2 katı performans sergilemektedir.

ORTA GELİR TUZAĞI

Türkiye’de onbinlerce ihracatçı şirket bulunuyor ve ülkemizin ihracatı maalesef 160 milyar dolar düzeyini bir türlü aşamıyor. Bu durum; klasik ve gelenekselci ihracat yapısından kaynaklanıyor. Otobanın sağ şeridinde 70 kilometre hızla giden bir araba modunda hareket ediyoruz. Halbuki şerit ve kulvar değiştirmek elzem hale gelmiştir.

ABD GERÇEĞİ

Doğum günü mumlarını kulaklarınızın içine veya vücudunuz diğer boşluklarına sokmayın.

Tuvaletin sifon suyu, içme suyu olarak güvenli değildir.

El masajı aletini uyurken veya bilinçsizken kullanmayın.

Lazer yazıcı kartuşu yenmez.

Rüzgar geçirmez plaj havlusu hortuma karşı sizi korumaz.

Bu uyku hapları, uykunuzu getirir.

Çocuk arabasını katlamadan önce çocuğu içinden çıkartın.

Duvar matkabı için): bu alet diş delmekte kullanılmaz.

Bahçe süslemekte kullanılan taş parçaları için; taş yemek, dişlerinizin kırılmasına yol açabilir.

Elbiselerinizi, hiçbir zaman üzerinizdeyken ütülemeyin.

Savunma amaçlı spreyler için; gözleri yakar.

Saç kurutma makinesini asla uyurken kullanmayın.

Koltukaltı deodorantı için; gözünüze sıkmayın

Araba güneşliği için; güneşlik açıkken aracı kullanmayın.

Deodorant kutusunun üstünden aynen tercüme: gözünüze sıkmaktan ve delicesine içinize çekmekten kaçınınız. …kasti olarak solumak durumunda ölümcül olabilir.

“dikkat, sakız çiğnerken nefes alınız”

Marketten alınan gıda ambalajındaki ibare; “1 – paketi açın. 2 – yiyin.”

Trump’ın seçilmesine bir tanımlama yaparsak en iyi Ak Parti veya Erdoğan Sendromu diyebiliriz. Bizdeki seçimlerde bazı solcular nasıl AK Partiye oy verdiği halde vermediği imajı yaratıyorsa, Amerikalı demokratlarda Trump’a oy verip şimdi sağa sola bakıyorlar; kim verdi bu oyu diye.

Amerikan halkı Clinton ve Obama döneminde kendi ülkesinde beş kuruşluk kamu yatırımı görmedi. Ülkenin kaynakları Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın sorunlu bölgelerinde yeni sorunlar yaratmada kullanıldı.

Afganistan, Irak, Suriye, Mısır ve son olarak Türkiye’de yaptıkları hatalar ABD’yi yalnızlaştırdıkça yalnızlaştırdı.

ABD vatandaşları bırakın başka ülkelerin sokaklarında rahatça dolaşmayı, kendi ülkelerinde bile dolaşmaktan korkar hale geldiler.

İşsizlik arttı, kamu yatırımları azaldı, kamu borç stok rakamları katlanmaya başladı.

Obama’nın okuduğu okulları incelemek lazım. FETÖ imamı olduğuna inanıyorum. FETÖ okullarına 500 milyon dolar para aktarılması himmet değil midir? FETÖ’ye arsa arazi tahsisi yapmak onu korumak FETÖ üyeliği değil midir? FETÖ elebaşını teslim etmemek için bin bir tane bahane üretmek, bu yapının AFRİKA ve TÜRKİ CUMHURİYETLER ve diğer ülkelerdeki okullarında görev yapan 3000 ABD kökenli öğretmene ABD YEŞİL PASAPORTU vermek bu örgütle bir illiyet kurmak için yeterli değil midir? Bu işleri bizde yapanları biz tutukluyoruz.

Clinton’a insanlar neden oy vermedi? Çünkü OBAMA’dan bir farkı olmadığını, hiçbir şeyin değişmeyeceğini gördüler.

Amerika’nın Erdoğan’ı Roosevelt’den (1933-1945) başkası değildir. 1929 Ekonomik kriziyle yerle yeksan olan Amerika’yı o müthiş bunalımdan çekip çıkartan başkan Roosevelt’tir. Cumhuriyet’in “devletçilik” ilkesinin temeli de Roosevelt’in New Deal (Yeni Düzen) politikasıdır. Onun döneminde Amerika genelinde yapılan otoban, demiryolu, baraj ve kamu yatırımlarını, ulusal ağaçlandırma kampanyalarını bir daha hiçbir başkan yapamadı. Roosevelt’in yanında ne Truman, Eisenhover, Kennedy, Johnson, Nixon, ne Reagan, ne Bush, nede Clinton ve Obama’nın esamesi bile okunmaz.

Roosevelt iç ekonomiyi canlandırıp milyonlarca işsiz insanı iş sahibi yaptığı gibi güçlü bir Amerika yarattı. Onun yarattığı Amerika 1939-1945 yılları arasında İkinci Dünya Savaşını koordine edip Süper Güç haline dönüştürdü.

Paylaş:

Bunada Bakın

“BU ÜLKE ELİMİZDEN GİDERSE” KONFERANSI-KARAMAN

BU ÜLKE ELİMİZDEN GİDERSE… 14 Nisan 2017-Yunus Emre Konferans Salonu- Saat 20.30 – Karaman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.