Çarşamba , Haziran 29 2022
Anasayfa / Kitaplar / I. TERTİP DÜSTÛR KILAVUZU – OSMANLI DEVLET MEVZUATI (1839-1908) – CİLT 1 – 1. Baskı

I. TERTİP DÜSTÛR KILAVUZU – OSMANLI DEVLET MEVZUATI (1839-1908) – CİLT 1 – 1. Baskı

DÜSTUR – OSMANLI DEVLET MEVZUATI

CİLT 1 – CİLT 2

Türkiye’de çağdaş tarihinin kırılma noktası Osmanlı’nın bir tür ön küreselleşme sürecine girişiyle birlikte başlar. Bu evre III. Selim’le Tanzimat arası bir dönemdir. III. Selim, II. Mahmut ve Abdülmecit reform yanlısı sultanlar olarak biline gelir. Çağdaş tarihin çoğu kez göz ardı edilen boyutu çağdaş devletin omurgasını oluşturan hukuk devleti anlayışıdır. Günümüze kadar bu alan kısmen hukukçularımızca, ya da daha doğru bir tanımla hukuk tarihçilerimizce ele alınmışsa da, yeterince sistematik bir bilgi derlenmemiştir. Çoğu kez klasik Osmanlı’nın “şer’i hukuk” – “örfî hukuk” ayrımıyla ilgilenilmiş, Tanzimat sonrası hukuk düzenlemeleri alanındaki gelişmeler Cumhuriyet hukuk reformlarına kadar sınırlı ölçüde değerlendirilmiştir. Bu alanda, Ali Fuat Başgil’in, Recai Okandan’ın, Tarık Zafer Tunaya’nın, Coşkun Üçok’un, Ahmet Mumcu’nun ve son zamanlarda Gülnihal Bozkurt’un çalışmalarının kalıcı niteliğine burada değinelim.

Çağdaş Türkiye’yi anlamak için hukuk temel büyüteçlerden biridir. Özellikle laik bir devlet yapısına doğru giden yolda “nizamî” diye adlandırabileceğimiz geçmişin deyimiyle “la-dinî” hukuk düzenlemeleri, seküler ya da laik bir devlet yapısının yapı taşlarını oluşturur. Keza Tanzimat sonrası şer’i hukuk çoğu kez donuk bir olguymuş gibi algılanır. Oysa bu alanda da, dış dünya ile bütünleşme süreci dinsel hukuk alanını da başkalaştırmaktan geri kalmamıştır. Gerek Tanzimat evresinde, gerekse Cumhuriyet’in ilk yıllarında hukuk alanında yapılan reformlar, bir zihniyet değişimini simgeleyecek ve eşine pek rastlanılmayacak nitelikte dönüşümlerdir.

Hukuk alanının bu denli belirleyici olmasına karşın tarih yazıcılığımız bugüne kadar hukuka “üvey evlat” muamelesi çeke gelmiştir. Nedeni, hukuk tarihinin en azından bir temel hukuk bilgisi gerektirmesidir. Üniversitelerimizde tarih eğitimimiz bu önemli alanı kapsamaz. Hukuk fakültelerimizde ise hukuk tarihi giderek “marjinalleşen” bir bilim dalıdır. Fakültelerimiz çoğu kez güncelle geçmişin ne denli örtüştüğünü – ya da ayrıştığını – yeterince gözlemleme fırsatı bulamamışlardır. Bugün hukuk tarihçilerimizin sayısı bir elin beş parmağını geçmeyecek düzeyde seyrektir.

Türkiye’de çağdaş hukuk tarihinin başlangıç metinleri düsturlarımızdır. Birinci tertip düstur ilk kez Meclis-i Vala-i Ahkâm-ı Adliye tertibiyle tek cilt olarak Hicri 1267 yılında yayınlanmış (142 sayfa), ardından Meclis-i Ali-i Tanzimat ve Daire-i Kavanin ve Nizamat kararlarıyla birlikte düzenlenerek Hicri 1279 yılında (8+582 sayfa) ve ikinci kez Hicrî 1282 yılında (5+904 sayfa) basılmıştır. Daha sonra, dört “zeyl”i dışında bu kez sekiz cilt olarak düzenlenmiştir. Bunların ilk dördü Arap harfleriyle son dört cildi ise Latin harfleriyledir. Son dört cilt Başvekâlet Neşriyat Müdürlüğü’nce tertip olunarak 1937 yılından itibaren bastırılmıştır. Böylece ilk tertipte 3+4+4+4 ciltten söz etmek mümkündür.

Ancak bunlara iki derleme daha eklenebilir. Bunlardan ilki üç kısımdan oluşan Halil Lutfi, Mehmet Ziyaeddin’in Me’haz yahut Şerhli Kavanin ve Nizamat ve Muharrererat ve Mukarrerat Mecmuası adlı eseridir, [Dersaadet; Kasbar Matbaası 1311. Birinci kitap: Umur-ı Mülkiyyeye dairdir. Birinci kısım, Dahiliye ve müfredatına dairdir, 176 s. İkinci kısım, 178-385 s. Üçüncü kısım 386-665+2 s.] Gene ilk tertibe ekleyebileceğimiz bir kaynak Mütemmim’dir. [15 Muharrem 1289 dan 8 Receb 1325 – 16 Teşrin-i Sani 1287 den 4 Ağustos 1323 tarihine kadar tanzim kılınıp eski ve yeni tertib düsturlarla derc edilmiş ve elyevm (1 Eylül 1333) tamamen veya kısmen meriü’licra bulunmuş olan yetmiş iki adet kavanin ve nizamat ve talimatı muhtevidir, Dersaadet; Hilal Matbaası, Eylül 1333.] Birinci ve ikinci tertip düsturların basımı arasında kalan zaman zarfında düzenlenmiş “kavanin” ve “nizamat”ı içerir.

Tarih Vakfı, araştırmacılar için temel bir kaynak niteliği taşıyan Birinci ve İkinci Tertip düsturların içeriklerini araştırmacılara bir sistematik çerçevesinde sunmaya karar vermiştir. Bu uzun uğraş gerektiren çalışmayı İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Mehmet Hakan Sağlam bilfiil üstlenmiştir. Düsturlar devletin kanun kitapları olmasına karşın kitaplıklarda bulunması son derece zor kaynaklardır. Bir “zeyl”e ulaşmak için kimi kez İstanbul kütüphanelerinde dört dönmeniz gerekebilir.

Mehmet Hakan Sağlam’ın hazırlamış olduğu elinizdeki eserin ilk cildi Birinci Tertip düsturun on iki bölümünü, ikinci cildi ise İkinci Tertip Düstur’un on iki bölümünün dökümünü içermektedir. Üçüncü cilt ise her iki tertipte de yer almayan “kavanin” ve “nizamat”a ayrılacaktır. Tarih Vakfı bu yayın dizisini sunduktan sonra okuyuculara bu döküm içerisinde ulaşmak istedikleri mevzuatı da sağlamayı hedeflemektedir. Böylece “nadir” eserler arasında yer alan düsturlarımız araştırmacılarımızın hizmetine sunulmuş olacaktır.

Bu zorlu uğraşta katkıları nedeniyle değerli meslektaşım Yard. Doç. Dr. Mehmet Hakan Sağlam’ı bir kez daha kutlar, mevzuatla ilgili değerli çalışmalarını en kısa sürede tamamlamasını dilerim.

 

Prof. Dr. Zafer Toprak

Boğaziçi Üniversitesi

 

 

ÖNSÖZ

2005 yılında bir araştırma için Osmanlı arşivlerine gidip bazı konu indekslerini incelediğimde Osmanlı idari yapısıyla ilgili olarak hiçbir şey bilmediğimi anladım. Arşiv belgelerini inceleme fırsatını bulduğumda ise bu kanaatim bir kat daha arttı. O dönemin sosyo kültürel, coğrafi ve ekonomik koşulları içerisinde 623 yıl boyunca dünya coğrafyasının önemli bir bölümünü elinde tutan Osmanlı İmparatorluğu, hemen her konuda muntazam işleyen bir devlet sisteminin öncülüğünü yapmıştır. Yemen’den Arnavutluk’a, Romanya’dan Yunanistan’a, Gürcistan’dan Cezayir ve Libya’ya kadar milyonlarca kilometrekarelik bir coğrafyada yine bir o kadar insanı idâre etmek, devlet kurum ve kuruluşlarının işleyişini sağlamak, vergi toplamak, toplanan vergileri yerli yerine harcamak, savaş ve savunma için ordu beslemek, eğitimden sağlığa hemen her konuda sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılamak çok kolay bir olay olmadığı gibi müthiş bir organizasyonu da gerektirmektedir.

Arşiv belgeleri üzerinde yaptığım incelemelerde resmi ve gayriresmi tüm yazışmaların büyük bir disiplin içerisinde evrâk sayı ve tarih numarası verilerek yapıldığını, bu evrâkların yine büyük bir titizlikle takip edilip yönlendirildiğini, talep konusu olaylar hakkında tarafların bilgilendirildiğini ve resmi yazışma sisteminin günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin yazışma sisteminden hiç de farklı olmadığını öğrendim.

Bir insan topluluğunun talep edebileceği hemen her konuda çok çeşitli yazışmalar yapan, bu talepler doğrultusunda ferman, irâde, kararnâme ve kanûnlar çıkartan Osmanlı Devleti, toplumsal hayatı düzenlemeye yönelik bu tür kanûnları büyük bir titizlikle “Düstûr” isimli kitap kataloglarında toplamıştır. 1839 Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu’ndan itibaren padişah fermanı, Meclis-i Meb’ûsan kararnâmesi, irâde-i seniyye veya kanûn olarak çıkartılan her düzenleme bu kitap kataloglarında sınıflandırılmıştır.

Osmanlı Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi hakkında araştırma yaparken haberdar olduğum 20+5 ciltlik Düstûr kataloglarında Hicâz Sıhhiye Teşkîlatı’nın işleyişinden, Afyon’da evi yanan veya Isparta’da depreme maruz kalan insanların sorunlarının çözümüne, Cebel-i Lübnan Dağları’nın karlarından, Bolu Sancağı’nda yürütülen frengi mücadelesine kadar binlerce konuda kanûn ve kararnâme çıkarıldığını gördüm ve bu noktada Osmanlı Devlet sistemine olan inancım bir kat daha arttı.

Ekonomiden sağlığa, uluslararası ilişkilerden devlet iç yazışmalarına kadar birçok konuda araştırmacılara yardımcı olacağına inandığım bu kılavuzu altı ay gibi bir zaman süresi içerisinde hazırladım. Bu çalışma, araştırma konularıyla ilgili olarak Osmanlı kanûn, kararnâme, ferman, irâde-i seniyye ve padişah buyuruldularını bulmak isteyen araştırmacılara büyük bir rahatlık sağlayacaktır.

Tanzimat’tan sonra Osmanlı Devleti’nce ve kuruluşundan itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nce çıkartılan kanun, nizamname ve diğer tüm hukuki mevzuatı bir araya getiren resmi külliyat “Düstûr” isimli kitap serilerinde bir araya getirilmiştir. İlk olarak 1851 yılında (h. 1267) Tanzimat’ın başlangıcından o tarihe kadarki hukuki mevzuat 142 sayfalık isimsiz bir kitapta toplanmış, daha sonradan Cevdet Paşa’nın gayretleriyle Şubat 1863’de (h. Şa’bân 1279) yeni kabul edilen kanun ve yönetmelikleri eklemek, yürürlükten kaldırılanları da çıkartmak suretiyle Düstûr isimli bir kitap meydana getirilmiştir. Mayıs 1866’da yine aynı yöntem izlenerek Düstûr ikinci defa yayımlanmış, sonraki yıllarda ilave ve çıkartmalar yapılarak sırasıyla 1872 (1289), 1873 (1290), 1876 (1293) ve 1879 (1296)’da I, II, III ve IV. Cilt Düstûr’lar yayımlanmıştır. 1882’de (1299) IV. Cilt Düstûr’un ikinci baskısı yapılmış, 1879 (1299) yılından 5 Aralık 1884 (16 Safer 1302) tarihine kadar kabul edilen kanun, nizamname ve talimatnameler ise dört zeyl halinde yayımlanmıştır. I. ve II. Zeyller h. 1299’da, III. Zeyl h. 1300’de, IV. Zeyl h. 1302 yılında yayımlanmış, bu tarihten II. Meşrutiyet’e kadar (1908) geçen dönem zarfındaki mevzuat ise uzunca süre yayımlanmamıştır. Ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra Birinci Tertip Düstûr’un Osmanlı döneminde yayımlanmamış olan eksik ciltleri basılma imkânı bulunmuş, V. Cilt Düstûr 1937’de, VI. Cilt 1939’da, VII. Cilt 1941’de ve VIII. Cilt 1941 tarihinde Ankara’da yayımlanmıştır.

Birinci Meşrutiyet’ten itibaren çıkartılan hukuki mevzuatın yayımına ise Meşrutiyet’ten sonra devam edilmiş, 14 Temmuz 1908-23 Nisan 1923 tarihleri arasındaki hukuki mevzuat İkinci Tertip Düstûr ismiyle basılmıştır. İlk cildi 1911 (1329) yılında yayımlanan İkinci Tertip Düstur’un tamamı 12 cilttir. İkinci tertip Düstûr içeriğinde kanun ve nizamnamelerin yanı sıra devletlerarası sözleşmeler, umumi mukaveleler, cemaat reislerinin beratları da yer almıştır. Bu arada 1884-1918 (1302-1336) yılları arasındaki boşluğu doldurmak amacıyla 25 Mart 1872-17 Ağustos 1907 (15 Muharrem 1289-8 Receb 1325) tarihleri arasında kabul edilmiş, fakat yukarıda açıklanan nedenlerle I ve II. Tertip Düstûrlar da yer almamış olan 72 adet kanun, nizamname ve talimatnameyi ihtiva eden tek ciltlik bir ek 1914 (1333 ) yılında yayımlanmıştır.

Düstûr’un basımına Cumhuriyet döneminde de üç tertip halinde devam edilmiştir. Cumhuriyet dönemine ait 41 ciltten oluşan III. Tertib Düstûr 23 Nisan 1923’den 27 Mayıs 1960 tarihine kadar yayımlanan kanûnları, bir ciltten oluşan IV. Tertib Düstûr 27 Mayıs 1960 ile 1 Kasım 1961 tarihleri arasında Millî Birlik Komitesi ve Kurucu Meclis tarafından yayımlanan kanûnları, halen basılmakta olan V. Tertib Düstûr ise 1 Kasım 1961 tarihinden bugüne kadar yayımlanan kanûnları ihtiva etmekte ve yılda bir cilt olarak yayımlanmaktadır.

Bu çalışmada Osmanlı dönemine ait Birinci Tertip Düstûr ile İkinci Tertip Düstûr ve bunların ekleri olan Zeyllerinin endeks kısımları Türkçeleştirilmiş, hicri ve rumi tarihler miladi takvime dönüştürülmüş, kanûn ve konu başlıklarının daha iyi anlaşılması için kitabın son kısmına bir Düstûr Sözlüğü ve Düstûr Dizini ilâve edilmiştir.

Çalışmalarım sırasında beni yürekten destekleyen ve çok değerli bilgi ve katkılarıyla yönlendiren Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Zafer Toprak’a, bu kitabı büyük bir özveriyle yayım aşamasına getiren Türk Tarih Vakfı Yayın Koordinatörü Sayın Özkan Taner’e ve onun şahsında tüm Tarih Vakfı çalışanlarına, çok kıymetli eşim Figen Sağlam’a, çocuklarım Doğan ve Yiğithan’a, beni ben yapan ve saygıyla ellerinden öptüğüm çok değerli annem Güler Sağlam’a ve babam Erdoğan Sağlam’a, T.C. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Dâire Başkanlığı’nın değerli yöneticilerine, Osmanlı arşivi çalışanlarından Sayın Hakkı İncebay’a, teknik desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Öğr. Gör. Sayın Dr. Mine Kırbaşlı’ya ve çalışmalarım sırasında beni cesaretlendiren Sayın Yrd. Doç. Dr. Neşe Çapraz’a sonsuz teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

İstanbul, 20 Ekim 2006.

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Hakan SAĞLAM

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

Bunada Bakın

YENİ TÜRKİYE KURULURKEN ORTADOĞU’DAKİ SON KALE

ÖNSÖZ Ülkelerin, ulusların ve insanların yaşam sürecinde çeşitli evreler vardır. Tarihin herhangi bir zaman diliminde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir